Yetmişlik Bir Mücahit: Mehmet Fazıl Paşa

Tarih, vatan sevgisinin ve adanmışlığın yaş tanımadığını gösteren kahramanlarla doludur. Bu kahramanlardan biri de, "Yetmişlik Mücahit" olarak anılan, Dağıstanlı Mehmet Fazıl Paşa'dır. Ömrünü Kafkasya dağlarından Irak çöllerine kadar cephelerde geçiren bu müstesna asker, I. Dünya Savaşı'nda ilerlemiş yaşına rağmen at sırtından inmemiş, gençlere taş çıkartan bir cesaretle son nefesine kadar savaşmıştır.

​Dağıstan'dan Osmanlı Sarayı'na Uzanan Yol

​1853 yılında Dağıstan'ın Gunib bölgesinde dünyaya gelen Mehmet Fazıl Paşa, efsanevi Kafkas lideri Şeyh Şamil'in yakın çevresinde büyüdü. Rus işgaline karşı verilen mücadelenin tam ortasında doğmuştu. Genç yaşta Ruslara karşı savaştı, esir düştü ancak askeri kabiliyetleri Rusların da dikkatini çekti. Rusya'da bir askeri okulda eğitim gördü ve hatta Çar'ın muhafız birliğinde görev yaptı.

​Ancak onun kalbi her zaman vatanı ve hilafetin merkezi olan Osmanlı İmparatorluğu için atıyordu. Rus ordusundaki parlak geleceğini terk ederek Osmanlı'ya iltica etti ve "Kolağası" (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesiyle orduya katıldı. Zekâsı ve cesaretiyle kısa sürede yükseldi. 93 Harbi'nde (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) gösterdiği kahramanlıklarla dikkat çekti. Sultan II. Abdülhamid'in yaverliğine kadar yükseldi, Musul ve Bağdat gibi kritik bölgelerde önemli görevler üstlendi.

​"İhtiyar Delikanlı" Yeniden Cephede

​Mehmet Fazıl Paşa, I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde emeklilik çağını çoktan geçmiş, 60'lı yaşlarının başındaydı. (Tarihi kaynaklarda ve halk arasında "Yetmişlik Mücahit" olarak anılması, o dönemin koşullarında cephe için çok ileri bir yaşta olmasına bir göndermedir.)

​Ancak "Cihad-ı Ekber" ilanıyla birlikte, vatanın dört bir yanı ateş altındayken onun gibi tecrübeli bir askerin köşesinde oturması düşünülemezdi. İlerlemiş yaşına rağmen üniformasını tekrar giydi ve gönüllü olarak orduya katıldı.

​İlk olarak Kafkas Cephesi'ne gönderildi. Sarıkamış'ta, o zorlu kış şartlarında dahi en ön saflardaydı. Rivayet edilir ki, Başkomutan Vekili Enver Paşa, bu "ihtiyar delikanlı"nın cephedeki azmini ve fedakarlığını gördüğünde, askeri teamülleri bir kenara bırakarak ona olan hürmetini Paşa'nın elini öperek göstermiştir.

​Irak Cephesi ve Mareşal Goltz'un Hayranlığı

​Kafkas Cephesi'nin ardından, bölgeyi ve Arap aşiretlerini çok iyi tanıması sebebiyle Irak Cephesi'ne görevlendirildi. Burada, kendisi gibi süvari olan aşiret kuvvetlerinden oluşan bir birliğin komutasını üstlendi.

​Mehmet Fazıl Paşa'nın varlığı, cephedeki genç askerler için büyük bir moral kaynağıydı. Sürekli at üzerinde, en ön saflarda çarpışıyor, tecrübesiyle hücumları bizzat idare ediyordu.

​Bu durum, Irak'taki 6. Ordu Komutanı olan ünlü Alman Mareşali Colmar von der Goltz'un da dikkatinden kaçmadı. Goltz Paşa, disiplinli Alman askeri geleneğinden gelmesine rağmen, Mehmet Fazıl Paşa'nın bu "eski usul" kahramanlığına ve savaşma azmine hayran kalmıştı. Goltz Paşa, Fazıl Paşa'ya yazdığı bir takdir mektubunda, onun "pek çok gence gıpta bahşolacak (kıskandıracak) bir faaliyet hummasıyla" at sırtında görev yapmasından duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.

​Kut'ül Amare'de Gelen Şehadet

​Mehmet Fazıl Paşa, İngilizlere karşı destansı bir zaferle sonuçlanacak olan Kut'ül Amare Kuşatması'nın en kritik anlarında görev aldı. Kuşatmayı yarmak için yapılan Selman-ı Pak ve Sabis Tepe muharebelerinde, yine en öndeydi.

​1916 yılında, Sabis Tepe'deki şiddetli çarpışmalar sırasında, birliğini cesaretlendirmek için ileri atıldığı bir anda vücuduna isabet eden bir şarapnel parçasıyla ağır yaralandı. "Yetmişlik Mücahit", ömrünü adadığı vatanı için bir kez daha tereddüt etmeden canını ortaya koymuştu.

​Kaldırıldığı sahra hastanesinde kurtarılamayarak şehadete erişti. Naaşı, uzun yıllar hizmet ettiği ve çok sevildiği Bağdat'a getirildi ve İmam-ı Azam Türbesi haziresine defnedildi.

​Dağıstanlı Mehmet Fazıl Paşa, Kafkasya'da başlayan hayat mücadelesini, vatanından binlerce kilometre uzakta, Bağdat çöllerinde şehit olarak tamamladı. Onun hikayesi, vatan sevgisinin, cesaretin ve fedakârlığın yaşı, rütbesi ve zamanı olmadığını kanıtlayan bir iman ve kahramanlık destanıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarih ve Siyaset İlişkisi

Doğu Akdeniz Bağlamında KKTC-GKRY İlişkileri: Çatışma Alanından Potansiyel İş Birliğine ​

Doğu Akdeniz Bağlamında Türkiye Yunanistan İlişkileri