Kayıtlar

Ekim 15, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tarih Sosyolojisi: Geçmişin Toplumsal Dokusunu Anlamak

Tarih, sadece "büyük adamların" hikayelerinden, savaşlardan ve antlaşmalardan mı ibarettir? Toplumsal yapılar, ekonomik ilişkiler, kültürel normlar ve gündelik hayat pratikleri geçmişi nasıl şekillendirir ve geçmiş bu yapıları nasıl dönüştürür? Tarih ve sosyoloji disiplinlerinin kesişim noktasında doğan Tarih Sosyolojisi , bu gibi temel sorulara yanıt arayarak, geçmişi toplumsal bağlamı içinde anlamayı ve açıklamayı hedefler. Olayların "ne olduğunu" değil, "neden ve nasıl" o toplumsal koşullar altında meydana geldiğini inceler. ​Tarih sosyolojisi, sosyolojinin teorik ve kavramsal araçlarını tarihsel olgulara uygularken, tarihin zengin ve somut verilerinden beslenir. Bu disiplinler arası yaklaşım, hem sosyolojiyi "tarihsiz" genellemelerden kurtarır hem de tarihi siyasi ve askeri olayların kronolojik bir dökümü olmaktan çıkarır. ​ Tarih Sosyolojisinin Temel Amaçları ve Yaklaşımları ​Tarih sosyolojisi, temel olarak üç ana soru etrafında şekilleni...

Tarih Felsefesi: Geçmişin Anlamı ve Yorumu Üzerine Bir Yolculuk

Tarih, yalnızca geçmişte yaşanmış olayların kronolojik bir listesi midir? Yoksa insanlığın serüveninde bir anlam, bir yön veya bir yasa gizli midir? Tarihi olayları nasıl anlarız, nasıl açıklarız ve onlardan nasıl bir bilgi damıtırız? İşte bu temel sorular, "Tarih Felsefesi" olarak bilinen disiplinin özünü oluşturur. Tarih felsefesi, geçmişin doğasını, anlamını, amacını ve tarihsel bilginin imkanını sorgulayan felsefi bir araştırma alanıdır. ​Bu disiplin temel olarak iki ana kola ayrılır: Kurgusal (Spekülatif) Tarih Felsefesi ve Analitik (Eleştirel) Tarih Felsefesi . ​ 1. Kurgusal (Spekülatif) Tarih Felsefesi: Tarihin Büyük Anlatısı ​Tarih felsefesinin bu klasik kolu, tarihin bütününde bir desen, bir amaç veya bir yön bulmaya çalışır. İnsanlık tarihini tek bir büyük anlatı olarak ele alır ve bu anlatının arkasındaki itici gücü veya nihai hedefi (Yunanca telos ) keşfetmeyi amaçlar. ​ Döngüsel Tarih Anlayışı: Giambattista Vico ve daha sonra İbn Haldun gibi düşünürler, ta...

Siyaset Sosyolojisi: Toplum ve İktidarın Kesişim Noktası

Giriş ​Siyaset sosyolojisi, en genel tanımıyla, siyaset ve toplum arasındaki karşılıklı ve karmaşık ilişkiyi inceleyen bir sosyal bilim dalıdır. Sosyoloji ve siyaset biliminin kesişim kümesinde yer alan bu disiplin, siyasi olguları, kurumları ve süreçleri toplumsal bağlamları içinde ele alır. Siyasetin sadece meclis koridorlarında veya liderlerin kararlarında değil, aynı zamanda toplumsal sınıflarda, kültürel değerlerde, sivil toplumda ve gündelik hayatta nasıl şekillendiğini anlamaya çalışır. Bu makale, siyaset sosyolojisinin temel kavramlarını, odaklandığı ana konuları ve modern dünyayı anlamadaki önemini ele alacaktır. ​ Siyaset Sosyolojisinin Temel Sorunsalları ​Siyaset sosyolojisi, "İktidar toplumda nasıl dağılır?", "Devletin toplumsal temelleri nelerdir?", "Toplumsal yapılar siyasi süreçleri nasıl etkiler?" ve "Siyasi kararlar toplumu nasıl dönüştürür?" gibi temel sorulara yanıt arar. Bu soruları cevaplamak için dört ana tema üzerinde yo...

Siyaset Felsefesi: İdeal Devletten Modern Bireye Güç, Meşruiyet ve Adalet Arayışı

Giriş: Felsefenin Politika Sahnesi ​Her gün haberlerde izlediğimiz, sandıkta oy verdiğimiz veya kanunlarına uyduğumuz "siyaset", aslında yüzeyde görünen kısmıdır. Bu yüzeyin altında, binlerce yıldır insanlığın sorduğu en temel sorular yatar: İdeal toplum nasıl olmalıdır? Güç kimin elinde olmalı ve bu gücün sınırları ne olmalıdır? Adalet nedir ve nasıl sağlanır? Bireyin devlete karşı sorumlulukları ve devletin bireye karşı yükümlülükleri nelerdir? İşte siyaset felsefesi, bu derin ve kalıcı soruları sistematik bir şekilde inceleyen, politikanın "neden" ve "nasıl olması gerektiği" üzerine düşünen felsefe dalıdır. ​ Tarihsel Kökenler: Antik Yunan'dan Aydınlanma'ya ​Siyaset felsefesinin temelleri, Antik Yunan'da, özellikle Atina'nın şehir-devletinde (polis) atılmıştır. ​ Platon , Devlet adlı ölümsüz eserinde, adaletin ne olduğunu araştırırken ideal bir toplum modeli çizmiştir. Ona göre devlet, insan ruhunun bir yansımasıdır ve ancak "...

Müslüman Kardeşler: Ortadoğu'yu Şekillendiren İslami Hareketin Yüzyıllık Öyküsü

Mısır'da 1928 yılında bir ilkokul öğretmeni olan Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler (Arapça: الإخوان المسلمون, el-İhvan el-Müslimun), yirminci ve yirmi birinci yüzyılda İslam dünyasının en etkili ve tartışmalı sosyo-politik hareketlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Başlangıçta toplumu İslami ilkelere göre yeniden canlandırmayı hedefleyen bir gençlik ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkan örgüt, zamanla Mısır'dan başlayarak tüm Orta Doğu ve İslam dünyasına yayılan güçlü bir siyasi aktöre dönüştü. Hareketin tarihi, toplumsal hizmetlerden siyasi iktidara, yeraltı faaliyetlerinden askeri darbelere ve uluslararası alandaki farklı sınıflandırmalara uzanan karmaşık bir yolculuğu içermektedir. ​Kuruluş Felsefesi ve İdeolojik Çerçeve ​Hasan el-Benna, Müslüman Kardeşler'i Batı sömürgeciliğinin ve laikleşmenin etkilerine bir tepki olarak kurdu. Temel amacı, Kur'an ve Sünnet'in rehberliğinde "İslam'ın bütüncül bir yaşam biçimi" olduğu fikrin...

Taliban: Afganistan'ın Geçmişi ve Günümüzündeki Belirleyici Güç

​Taliban, Afganistan'ın modern tarihini şekillendiren, kökleri Sovyet işgali sonrası iç savaşa dayanan ve hem 1996-2001 yılları arasında hem de Ağustos 2021'den bu yana ülkeyi yöneten Sünni İslamcı ve Peştun milliyetçisi bir harekettir. İktidara geldikleri her iki dönemde de şeriatın katı bir yorumunu uygulamaları, özellikle kadın haklarına yönelik getirdikleri kısıtlamalar ve uluslararası alandaki izolasyonları ile tanınan Taliban, Afganistan'ın ve bölgenin siyasi, sosyal ve insani dinamiklerinde merkezi bir rol oynamaktadır. ​Ortaya Çıkışı ve İlk İktidar Dönemi (1994-2001) ​Taliban, kelime anlamı olarak "öğrenciler" (Talebe'nin çoğulu), 1994 yılında Afganistan'ın güneyindeki Kandahar vilayetinde, Sovyetler Birliği'ne karşı savaşan mücahit grupların kendi aralarındaki yıkıcı iç savaşın yarattığı kaos ve anarşi ortamında ortaya çıktı. Kurucusu ve ilk lideri Molla Muhammed Ömer'di. Başlangıçta, büyük ölçüde Afganistan ve Pakistan'daki medresel...

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ): Tarihi, Yapısı ve Filistin Davasındaki Rolü

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Filistin halkının ulusal hedeflerini gerçekleştirmek ve uluslararası alanda temsilini sağlamak amacıyla kurulmuş, siyasi ve paramiliter grupları bünyesinde barındıran bir çatı örgüttür. Kuruluşundan günümüze, Filistin ulusal hareketinin merkezinde yer almış ve zaman içinde silahlı mücadeleden diplomasiye evrilen karmaşık bir tarihsel süreçten geçmiştir. ​ Kuruluş ve İlk Yıllar (1964-1969) ​FKÖ, 28 Mayıs 1964'te Arap Birliği'nin girişimiyle Kahire'de toplanan bir zirve sonucunda kuruldu. Örgütün ilk lideri, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler'deki eski temsilcisi olan Ahmed Şukeyri'ydi. Bu dönemde FKÖ, büyük ölçüde Arap devletlerinin, özellikle de Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır'ın etkisi altındaydı. Temel amacı, 1948 Arap-İsrail Savaşı (Filistinliler için "Nakba" yani Büyük Felaket) sonrası topraklarını kaybeden ve mülteci durumuna düşen Filistinlilerin haklarını savunmaktı. ​Ancak 1967'deki Altı Gün ...

​Mezopotamya: Medeniyetin Doğduğu Topraklar

Tarih sahnesinde bazı coğrafyalar, insanlığın kaderini şekillendiren kilit bir rol oynamıştır. Bu coğrafyaların başında, ismini Antik Yunanca'da "iki nehir arası" anlamına gelen kelimelerden alan Mezopotamya gelir. Fırat ve Dicle nehirlerinin hayat verdiği bu verimli topraklar, sadece tarımın değil; yazının, hukukun, bilimin ve ilk büyük imparatorlukların da beşiği olmuştur. "Medeniyetin Beşiği" olarak anılması, bu topraklarda atılan devrimsel adımların bir sonucudur. ​ Coğrafyanın Kaderi: Bereketli Hilal ​Mezopotamya'nın hikayesi, coğrafyasından ayrı düşünülemez. Fırat ve Dicle nehirlerinin düzenli olarak taşarak ardında bıraktığı alüvyonlu, mineral zengini topraklar, tarım için eşsiz bir ortam sunuyordu. Bu durum, "Bereketli Hilal" olarak da bilinen bölgede, avcı-toplayıcı toplumların yerleşik hayata geçerek ilk köyleri ve ardından şehirleri kurmasını sağladı. Tarımsal üretimdeki artış, nüfusun büyümesine, iş bölümünün ortaya çıkmasına ve karma...

Afrika: "Kara Kıta" Efsanesinin Ötesinde

​"Kara Kıta"... Bu iki kelime, yüzyıllardır Afrika'yı tanımlamak için kullanılan, hem coğrafi bir gizemi hem de derin bir cehaleti içinde barındıran bir ifadedir. Batı dünyasının zihninde uzun süre bilinmezlik, vahşilik ve geri kalmışlıkla özdeşleşen bu tanım, aslında kıtanın zengin tarihini, kültürel çeşitliliğini ve dinamik bugününü gölgeleyen sömürgeci bir mirastır. Peki, bu ifade nereden geldi ve günümüz Afrikası bu efsanenin ne kadar uzağında? ​"Kara Kıta" Tanımının Kökenleri ​Bu ifadenin popülerleşmesi, 19. yüzyılda Avrupalı kaşiflerin ve sömürgecilerin kıtanın iç kesimlerine yönelik artan ilgisiyle paraleldir. O döneme kadar Avrupalılar için Afrika'nın iç bölgeleri haritalarda boş, yani "karanlık" bir alandı. Bu coğrafi bilinmezlik, zamanla ırkçı ve oryantalist bir bakış açısıyla birleşti. Kıtanın yerli halkları "ilkel", medeniyetten uzak ve "aydınlatılması" gereken topluluklar olarak görüldü. Ünlü kaşif Henry Morton St...

Zengezur Koridoru: Kafkasya'nın Stratejik Düğümü ve Bölgesel Geleceği

Güney Kafkasya'da jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyan Zengezur Koridoru, İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından bölgenin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Azerbaycan'ı, eksklavı (toprak bütünlüğünden ayrı olan parçası) Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden Türkiye'ye bağlaması hedeflenen bu koridor, sadece bir ulaşım hattı olmanın ötesinde, ekonomik, siyasi ve stratejik açılardan karmaşık bir denklem sunmaktadır. ​ Tarihsel Arka Plan ve Önemi ​Zengezur bölgesi, tarihsel olarak Türk ve Ermeni nüfusunun bir arada yaşadığı stratejik bir coğrafyadır. 1921'de Sovyetler Birliği'nin idari düzenlemeleriyle bölgenin Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bırakılması, Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki doğrudan kara bağlantısını ortadan kaldırmıştır. Bu durum, Türkiye ile diğer Türk devletleri arasındaki coğrafi bütünlüğü de kesintiye uğratmıştır. Yıllardır devam eden bu kopukluk, Azerbaycan'dan Nahçıvan'a ulaşım...

Kalkınma Yolu: Avrasya'nın Yeni Ticaret ve Kalkınma Damarı

Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye ve Irak öncülüğünde hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi'ni Avrupa'ya bağlayarak bölgenin jeopolitik ve ekonomik dengelerini değiştirecek dev bir adım olarak öne çıkıyor. "Yeni İpek Yolu" olarak da nitelendirilen bu stratejik koridor, sadece bir ulaşım hattı olmanın ötesinde, bölge ülkeleri için ortak bir refah ve istikrar vizyonu sunuyor. ​ Projenin Kalbi: Fav Limanı'ndan Avrupa'ya Kesintisiz Ulaşım ​Kalkınma Yolu Projesi'nin başlangıç noktasını, Irak'ın Basra Körfezi'ne açılan kapısı olan ve inşası hızla devam eden Büyük Fav Limanı oluşturuyor. Tamamlandığında Orta Doğu'nun en büyük limanlarından biri olacak Fav, Asya'dan gelen deniz ticaretinin yeni giriş kapısı olarak tasarlanmıştır. ​Proje kapsamında, Fav Limanı'ndan başlayarak yaklaşık 1.200 kilometrelik çift hatlı bir demir yolu ve modern bir otoyol ağı inşa edilecek. Bu güzergâh, Irak'ın önemli ş...

Tarihçi ve Siyaset Bilimci: Geçmişin Işığında Geleceği Şekillendiren İki Disiplin

İnsanlık, varoluşundan bu yana iki temel soruyla meşguldür: "Nereden geldik?" ve "Nereye gidiyoruz?". Bu sorulardan ilkine cevap arayan tarihçi , geçmişin derinliklerindeki olayların, kültürlerin ve medeniyetlerin izini sürer. İkincisine odaklanan siyaset bilimci ise bugünün güç ilişkilerini, yönetim sistemlerini ve toplumsal dinamiklerini analiz ederek geleceğe dair öngörülerde bulunmaya çalışır. Birisi geçmişin hafıza bekçisi, diğeri ise bugünün ve geleceğin iktidar mimarıdır. ​Peki, bu iki disiplin birbirinden tamamen ayrı mıdır, yoksa aynı gerçeği anlamak için farklı araçlar kullanan iki yol arkadaşı mıdır? Aslında, tarih ve siyaset bilimi, birbirini besleyen, tamamlayan ve çoğu zaman iç içe geçen, ayrılmaz iki alandır. ​Tarihçi: Hafızanın Bekçisi ve Yorumcusu ​Tarihçinin temel görevi, geçmişi olduğu gibi, objektif bir şekilde aydınlatmaktır. Bunu yaparken kullandığı ana araçlar arşiv belgeleri, arkeolojik bulgular, mektuplar, antlaşmalar ve dönemin tanıklık...

Küresel ve Yerel Perspektiften Bir Bakış: Türkiye ve Dünyada Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

​Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, dünyayı şekillendiren güçleri, aktörleri ve dinamikleri anlamaya adanmış, birbiriyle derinden bağlantılı iki temel sosyal bilim dalıdır. Bu disiplinler, devletlerin iç işleyişinden küresel sistemin karmaşık ilişkilerine kadar geniş bir yelpazeyi analiz ederek, öğrencilere ve araştırmacılara hem yerel hem de uluslararası düzeyde eleştirel düşünme ve analitik beceriler kazandırır. Türkiye'de ve dünyada bu bölümler, sürekli değişen politik, ekonomik ve sosyal manzarayı yorumlayabilen, donanımlı bireyler yetiştirme misyonunu üstlenmektedir. ​Disiplinlerin Tarihsel Kökleri ve Gelişimi ​Siyasi düşüncenin temelleri antik Yunan'da Platon ve Aristoteles'e kadar uzansa da, Siyaset Bilimi'nin modern bir akademik disiplin olarak ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarına dayanır. Bu dönemde, tarih ve siyaset felsefesinden ayrılarak kendi metodolojisini ve kuramsal çerçevelerini geliştirmeye başlamıştır. Uluslararası İli...

Türkiye ve Dünyada Tarih Bölümleri: Ulusal Hafızadan Küresel Bağlantılara

Tarih disiplini, hem Türkiye'de hem de dünyada, geçmişi anlama ve yorumlama biçimlerini şekillendiren köklü bir akademik geleneğe sahiptir. Ancak bu geleneğin yapısı, müfredatı ve hedefleri, ulusal kimlik inşasından küresel entegrasyon arayışına uzanan farklı tarihsel ve entelektüel akımların etkisiyle önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Türkiye'deki tarih bölümleri, Osmanlı'dan tevarüs edilen zengin arşiv mirası ve Cumhuriyet'in ulusal tarih tezi üzerine kurulu güçlü bir geleneği sürdürürken, dünyadaki eğilimler giderek ulusötesi, tematik ve disiplinler arası bir "küresel tarih" anlayışına doğru evrilmektedir. ​Türkiye'de Tarih Bölümlerinin Gelişimi: Milli Kimlik ve Arşiv Odaklılık ​Türkiye'de modern tarihçiliğin kökenleri, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki modernleşme çabalarına ve Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte ulusal bir kimlik ve hafıza oluşturma projesine dayanır. Tanzimat ile başlayan ve Dârülfünun'da ilk tarih derslerinin ve...

Şam'daki Casus: Mossad'ın Efsanesi Eli Cohen'in İnanılmaz Hikayesi

​yüzyılın casusluk tarihinde çok az isim, İsrailli ajan Eli Cohen'inki kadar cesaret, fedakarlık ve etkiyle anılır. Sıradan bir hayat sürerken ülkesinin en değerli varlıklarından birine dönüşen Cohen, Suriye'nin en üst düzey siyasi ve askeri çevrelerine sızarak Orta Doğu'nun kaderini değiştiren kritik bilgileri topladı. "Şam'daki Casus" olarak bilinen Cohen'in hikayesi, kimlik, sadakat ve vatan sevgisinin gerilim dolu bir öyküsüdür. ​Erken Yaşamı ve Mossad'a Katılışı ​Eliyahu Ben-Shaul Cohen, 1924 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinde Suriye kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Gençliğinden itibaren Siyonist hareketlere ilgi duydu ve Mısır'daki Yahudilerin İsrail'e göç etmesine yardımcı olan gizli operasyonlarda yer aldı. 1956'daki Süveyş Krizi'nin ardından artan Yahudi karşıtlığı nedeniyle Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı ve 1957'de İsrail'e göç etti. ​İsrail'de başlangıçta ordu istihbaratınd...

Henry Kissinger: Soğuk Savaş'ın Mimarı, Tartışmalı Bir Mirasın Sahibi

20. yüzyıl Amerikan dış politikasının en etkili ve tartışmalı isimlerinden biri olan Henry Kissinger, hem bir diplomasi dehası hem de acımasız bir reelpolitik uygulayıcısı olarak tarihe geçmiştir. Nazi Almanyası'ndan kaçan bir mülteci olarak başladığı hayatında, Harvard'da bir akademisyenliğe, oradan da Beyaz Saray'ın en güçlü koridorlarına uzanarak Soğuk Savaş'ın seyrini şekillendiren kararlara imza atmıştır. 29 Kasım 2023'te 100 yaşında hayatını kaybeden Kissinger, arkasında hem takdirle anılan diplomatik başarılar hem de ciddi ahlaki sorgulamalara neden olan karanlık bir miras bırakmıştır. ​Nazi Almanyası'ndan Washington'a Uzanan Yol ​Asıl adı Heinz Alfred Kissinger olan Henry Kissinger, 27 Mayıs 1923'te Almanya'nın Fürth kentinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1938'de Nazi zulmünden kaçan ailesiyle birlikte New York'a göç etti. Amerikan vatandaşlığına geçtikten sonra II. Dünya Savaşı'nda ABD ordusunda görev yaptı. S...

Kafkasya'nın Kördüğümü: Azerbaycan-Ermenistan İlişkilerinde Savaş ve Barış Sarkacı

​ İstanbul, Türkiye - Güney Kafkasya'nın iki komşu ülkesi Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkiler, bir asırdan fazladır tarihsel anlaşmazlıklar, etnik çatışmalar ve jeopolitik rekabetin gölgesinde şekilleniyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla yeniden alevlenen ve merkezinde Dağlık Karabağ sorununun yer aldığı bu gerilim, on yıllarca süren kanlı savaşlara, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve bölgede istikrarı sürekli tehdit eden donmuş bir çatışmaya neden oldu. Ancak 2020'de yaşanan İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından değişen dengeler ve yoğunlaşan diplomatik çabalar, 2025 yılında barış umutlarını yeniden yeşertti. ​Sorunun Tarihsel Kökenleri ​İki halk arasındaki gerilimin kökleri, 20. yüzyılın başlarına, Osmanlı İmparatorluğu ve Rus Çarlığı'nın yıkıldığı döneme dayanmaktadır. 1918'de her iki ülkenin de kısa süreli bağımsızlıklarını ilan etmesiyle birlikte, bugünkü Dağlık Karabağ, Zengezur ve Nahçıvan gibi bölgeler üzerinde karşılıklı toprak idd...

Hamas ve İzzeddin el-Kassam Tugayları: Siyasi ve Askeri Bir Yapının Anatomisi

Filistin siyasetinin ve İsrail-Filistin çatışmasının en önemli aktörlerinden olan Hamas ve onun askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, birbirini tamamlayan siyasi, sosyal ve askeri bir yapıyı temsil etmektedir. Hamas, siyasi bir parti ve toplumsal bir hareket olarak faaliyet gösterirken, Kassam Tugayları bu hareketin silahlı direniş kolunu oluşturur. ​Hamas: Siyasi Hareket ve Yönetim Gücü ​Açılımı "İslami Direniş Hareketi" (Harakat al-Muqawama al-Islamiya) olan Hamas, 1987 yılında, Birinci İntifada'nın başlangıcında Şeyh Ahmed Yasin ve bir grup aktivist tarafından kurulmuştur. Mısır merkezli Müslüman Kardeşler hareketinin Filistin kolu olarak ortaya çıkan Hamas, temel amacını Filistin topraklarında bir İslam devleti kurmak ve İsrail işgaline son vermek olarak deklare etmiştir. ​Hamas, sadece askeri bir örgütten ibaret değildir. Yapısı içinde siyasi bir parti, sosyal yardım kuruluşları, eğitim kurumları ve bir yönetim mekanizması barındırır. Özellikle Gazze Şeridi...

Kudüs: Paylaşılamayan Başkent

Tarihin en eski ve en karmaşık şehirlerinden biri olan Kudüs, üç semavi din için kutsal bir merkez olmasının yanı sıra, on yıllardır süren İsrail-Filistin çatışmasının da kalbinde yer alıyor. Hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin başkent olarak talep ettiği bu kadim şehir, dini, siyasi ve tarihi katmanlarıyla "paylaşılamayan başkent" olarak anılmaktadır. Daracık sokaklarında binlerce yıllık bir geçmişi barındıran Eski Şehir, bu mücadelenin en somut halidir. ​Üç Din İçin Kutsal Bir Kavşak ​Kudüs'ün eşsiz statüsü, öncelikle üç büyük İbrahimi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için taşıdığı derin manevi anlamdan kaynaklanmaktadır. ​ Yahudilikte, Kudüs (İbranice: Yeruşalayim), Kral Davut'un şehri fethedip İsrail Krallığı'nın başkenti yapmasından bu yana milli ve manevi yaşamın merkezidir. Oğlu Kral Süleyman'ın inşa ettiği ve Yahudilerin en kutsal mekanı olan Tapınak'ın bulunduğu yerdir. Bugün Tapınak Tepesi'nin batı istinat duvarı olan Ağlama...