Kafkasya'nın Kördüğümü: Azerbaycan-Ermenistan İlişkilerinde Savaş ve Barış Sarkacı

İstanbul, Türkiye - Güney Kafkasya'nın iki komşu ülkesi Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkiler, bir asırdan fazladır tarihsel anlaşmazlıklar, etnik çatışmalar ve jeopolitik rekabetin gölgesinde şekilleniyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla yeniden alevlenen ve merkezinde Dağlık Karabağ sorununun yer aldığı bu gerilim, on yıllarca süren kanlı savaşlara, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve bölgede istikrarı sürekli tehdit eden donmuş bir çatışmaya neden oldu. Ancak 2020'de yaşanan İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından değişen dengeler ve yoğunlaşan diplomatik çabalar, 2025 yılında barış umutlarını yeniden yeşertti.

​Sorunun Tarihsel Kökenleri

​İki halk arasındaki gerilimin kökleri, 20. yüzyılın başlarına, Osmanlı İmparatorluğu ve Rus Çarlığı'nın yıkıldığı döneme dayanmaktadır. 1918'de her iki ülkenin de kısa süreli bağımsızlıklarını ilan etmesiyle birlikte, bugünkü Dağlık Karabağ, Zengezur ve Nahçıvan gibi bölgeler üzerinde karşılıklı toprak iddiaları, 1920'ye kadar süren bir savaşa yol açtı. Sovyetler Birliği'nin bölgeyi ilhak etmesiyle çatışmalar dursa da, sorun alttan alta devam etti. Moskova'nın yönetimsel kararıyla, nüfusunun çoğunluğu Ermeni olan Dağlık Karabağ, özerk bir vilayet olarak Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlandı. Bu karar, ilerleyen yıllardaki çatışmaların temelini oluşturacaktı.

​Sovyetlerin Dağılması ve Birinci Karabağ Savaşı

​1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nin zayıflamasıyla Dağlık Karabağ'daki Ermeniler, bölgenin Ermenistan'a bağlanması (Miatsum) talebiyle kitlesel gösterilere başladı. 1988'de başlayan bu hareket, kısa sürede iki halk arasında şiddetli çatışmalara dönüştü. Sovyetlerin dağılmasının ardından 1991'de bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan ve Ermenistan, kendilerini topyekûn bir savaşın içinde buldu.

​1994'te Rusya'nın arabuluculuğunda imzalanan Bişkek Protokolü ile ateşkes sağlanana kadar devam eden savaş, Ermenistan'ın zaferiyle sonuçlandı. Ermenistan, Dağlık Karabağ'ın tamamını ve çevresindeki yedi Azerbaycan ilini (Laçın, Kelbecer, Ağdam, Fuzuli, Cebrail, Gubadlı ve Zengilan) işgal etti. Bu işgal, Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sinin kaybedilmesi ve bir milyona yakın Azerbaycanlının kendi vatanlarında mülteci durumuna düşmesiyle sonuçlanan büyük bir insani trajediye yol açtı. Savaşın en acı olaylarından biri, 26 Şubat 1992'de Ermeni güçlerinin Hocalı kasabasında gerçekleştirdiği ve yüzlerce Azerbaycanlı sivilin hayatını kaybettiği Hocalı Katliamı oldu.

​Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Ermenistan'ın işgal ettiği topraklardan derhal çekilmesini talep eden dört kararına rağmen, sorunu çözmede yetersiz kaldı. ABD, Fransa ve Rusya eş başkanlığındaki AGİT Minsk Grubu'nun yürüttüğü müzakereler, yaklaşık 30 yıl boyunca somut bir sonuç vermedi ve "donmuş çatışma" statükosunu korudu.

​Değişen Dengeler: 44 Günlük Savaş ve Sonrası

​Statüko, 27 Eylül 2020'de Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını geri almak için başlattığı askeri operasyonla kökten değişti. "Vatan Muharebesi" olarak da bilinen ve 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan'ın kesin askeri zaferiyle sonuçlandı. Savaşta, Türkiye'nin de desteklediği Azerbaycan ordusu, Dağlık Karabağ'ın güneyini, stratejik öneme sahip Şuşa şehrini ve işgal altındaki yedi ilin büyük bir bölümünü geri aldı.

​Savaş, 10 Kasım 2020'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in arabuluculuğunda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında imzalanan üçlü bildiri ile sona erdi. Anlaşma uyarınca Ermenistan, işgal altında tuttuğu Ağdam, Kelbecer ve Laçın illerinden çekilmeyi kabul etti. Bölgeye Rus barış gücü askerleri konuşlandırıldı.

​Barışa Uzanan Zorlu Yol

​İkinci Karabağ Savaşı, Güney Kafkasya'da jeopolitik denklemi yeniden kurdu. Azerbaycan, toprak bütünlüğünü büyük ölçüde sağlayarak müzakere masasında elini güçlendirirken, Ermenistan'da savaşın sonucu derin bir siyasi ve toplumsal krize yol açtı.

​Savaş sonrası dönemde, başta Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere uluslararası aktörlerin de devreye girmesiyle barış görüşmeleri hız kazandı. Müzakereler, sınırların belirlenmesi, ulaşım koridorlarının açılması (özellikle Zengezur Koridoru) ve kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması gibi kritik konulara odaklandı.

​Bu süreçte önemli bir dönüm noktası, Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğunu tanıdıklarını açıklaması oldu. Bu gelişme, müzakerelerin önünü açtı. Yıllarca arabuluculuk rolü üstlenen Rusya ve Fransa'nın etkisi, bölgedeki yeni dinamikler nedeniyle görece azalırken, ABD'nin arabuluculuk çabaları ön plana çıktı.

​Washington'da Atılan Tarihi Adım

​Yoğun diplomatik trafiğin ardından Ağustos 2025'te, ABD'nin ev sahipliğinde Washington'da düzenlenen üçlü zirve, kalıcı barış yolunda tarihi bir adıma sahne oldu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iki ülke dışişleri bakanlarının bir barış anlaşmasını parafladığını duyuran ortak bir deklarasyona imza attı. Anlaşma, tarafların birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı duymasını, çatışmaları durdurmasını ve diplomatik ile ticari ilişkileri başlatmayı taahhüt etmesini içeriyor.

​Bu anlaşma, on yıllardır süren düşmanlığı bitirme potansiyeli taşısa da, uygulanması ve nihai onayı önünde hala zorluklar bulunuyor. Ancak Kafkasya'da dökülen kan ve gözyaşının ardından gelen bu barış iradesi, hem bölge halkları hem de küresel istikrar için yeni bir umut kapısı aralamaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarih ve Siyaset İlişkisi

Doğu Akdeniz Bağlamında KKTC-GKRY İlişkileri: Çatışma Alanından Potansiyel İş Birliğine ​

Doğu Akdeniz Bağlamında Türkiye Yunanistan İlişkileri