Kayıtlar

Ekim 19, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Doğu Akdeniz Denkleminde Yeni Bir Değişken: KKTC Seçim Sonuçları ve Jeopolitik Yankıları

​ Giriş ​Doğu Akdeniz, son on yılda keşfedilen zengin hidrokarbon yatakları, birbiriyle kesişen deniz yetki alanı iddiaları ve bölgesel güç mücadeleleri nedeniyle küresel jeopolitiğin en sıcak noktalarından biri haline gelmiştir. Bu karmaşık denklemin tam merkezinde yer alan Kıbrıs adası, çözümsüzlüğüyle bu gerilimlerin hem nedeni hem de sonucu olmuştur. 19 Ekim 2025 tarihinde KKTC'de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimi, sadece ada içi siyaseti değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki tüm diplomatik ve stratejik dengeleri etkileme potansiyeli taşıyan kritik bir gelişme olarak kayıtlara geçmiştir. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman'ın, mevcut cumhurbaşkanı Ersin Tatar karşısında ilk turda elde ettiği net zafer, adanın geleceğine ve bölgenin kaderine dair önemli bir irade değişikliğine işaret etmektedir. ​ Seçim Sonucu: İki Devletli Çözüm Tezinden Federalizme Dönüş Sinyali ​2020 yılında göreve gelen Ersin Tatar, cumhurbaşkanlığı süresince Türkiye Cumhu...

Kudüs'ün Son Nöbetçisi: Iğdırlı Onbaşı Hasan

Tarih, sadakat ve görev bilincinin insanüstü örnekleriyle doludur. Ancak bazı hikayeler vardır ki, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bir milletin vicdanında yankılanmaya devam eder. Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın hikayesi, tam da böyle bir adanmışlık destanıdır; bir emre, bir vatana ve kutsal bir mekana adanmış 65 yıllık bir nöbetin öyküsüdür. ​ Bir Veda ve Bir Emanet: 9 Aralık 1917 ​Takvimler 1917 yılının sonlarını göstermektedir. Birinci Dünya Savaşı'nın acımasız rüzgarları, Osmanlı İmparatorluğu'nu dört bir yandan sarmıştır. 401 yıl boyunca barış ve adaletle hüküm sürülen, "Sultan Selim Han yadigârı" Kudüs, düşmek üzeredir. İngiliz ordusu, şehrin kapılarına dayanmıştır. ​Osmanlı ordusu, daha fazla yıkıma sebebiyet vermemek ve kutsal şehri bir savaş alanına çevirmemek için çekilme kararı alır. Ancak bir endişe vardır: Ordu çekildikten sonra İngiliz askerleri şehre girene kadar geçecek sürede, Peygamberler şehri ve Mescid-i Aksa yağmalanabilir mi? ​Bu kritik ...

KKTC Yeni Cumhurbaşkanını Seçti: Tufan Erhürman İlk Turda Zafer İlan Etti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) halkı, 19 Ekim 2025 Pazar günü ülkeyi önümüzdeki beş yıl boyunca yönetecek yeni cumhurbaşkanını belirlemek üzere sandık başına gitti. Seçim, sürpriz bir sonuçla ilk turda tamamlandı. Resmi olmayan kesin sonuçlara göre, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, oyların salt çoğunluğunu alarak KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçildi. ​ Seçim Sonuçları ve Oy Oranları ​Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre, seçime katılım oranı yaklaşık %64.87 olarak gerçekleşti. Toplam 8 adayın yarıştığı seçimde, iki aday öne çıktı. ​Resmi olmayan sonuçlara göre ana adayların oy oranları şu şekilde: ​ Tufan Erhürman (CTP): %62.76 ​ Ersin Tatar (Bağımsız): %35.81 ​Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin adayı Tufan Erhürman, geçerli oyların yarısından fazlasını ilk turda alarak seçimi net bir farkla kazandı. Erhürman'ın, tüm ilçelerde sandıktan birinci çıkarak güçlü bir destek aldığı bildirildi. ​Mevcut Cu...

Çanakkale'den Nablus'a Bir Kahramanlık Destanı: 57. Alay'ın Filistin Cephesi'ndeki Mücadelesi

Giriş ​Türk askeri tarihinde adı "kahramanlık" ve "fedakarlık" ile özdeşleşen 57. Piyade Alayı, şüphesiz en çok Çanakkale Cephesi'ndeki destansı mücadelesiyle bilinir. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" komutuyla 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu'nda düşmanı karşılayan ve tamamına yakını şehit düşen bu alay, bir ulusun kaderini değiştiren direnişin sembolü olmuştur. Ancak 57. Alay'ın şanlı tarihi Çanakkale'de son bulmamıştır. Yeniden teşkil edildikten sonra, I. Dünya Savaşı'nın bir başka zorlu cephesi olan Filistin'de de vatan savunmasına devam etmiş ve kahramanlık mirasını bu topraklara da taşımıştır. ​ Çanakkale'den Galiçya'ya, Galiçya'dan Filistin'e ​Çanakkale'de neredeyse tamamen yok olan 57. Alay, gösterdiği olağanüstü kahramanlık sebebiyle Padişah V. Mehmed Reşat tarafından altın ve gümüş imtiyaz ve harp madalyaları ile onurlandırılmıştır. Alay, 1916...

Osmanlı'nın Sadık Fedaisi: Zenci Musa'nın Sarsılmaz Vatan Sevgisi

Osmanlı İmparatorluğu'nun son nefesini verdiği, topraklarının dört bir yandan işgal edildiği buhranlı bir dönemde, imparatorluğun sancağına kanının son damlasına kadar sadakatle bağlı kalan sayısız kahraman vardı. Bu kahramanlar arasında, kökeni Sudan'a dayanan ancak kalbi tamamen bir Osmanlı olarak atan Zenci Musa, fedakârlığın ve vatan sevgisinin timsali olarak tarihe geçmiştir. Teşkilât-ı Mahsûsa'nın efsanevi reisi Kuşçubaşı Eşref'in "emir eri" ve can yoldaşı olan Zenci Musa, Trablusgarp çöllerinden Yemen'e, Balkan dağlarından İstanbul'un işgal sokaklarına kadar her cephede "Devlet-i Ebed-Müddet" için çarpışmıştır. ​Sudan'dan Osmanlı Ordusuna Uzanan Yol ​1880 yılında Girit'te dünyaya gelen Musa'nın ailesi aslen Sudanlıydı. Babasının vefatının ardından, bir Osmanlı hayranı olan dedesi tarafından Mısır'ın başkenti Kahire'ye götürüldü. Burada bir Türk mahallesinde yetişti, Türkçeyi mükemmel öğrendi ve Osmanlı kültürünü b...

Yetmişlik Bir Mücahit: Mehmet Fazıl Paşa

Tarih, vatan sevgisinin ve adanmışlığın yaş tanımadığını gösteren kahramanlarla doludur. Bu kahramanlardan biri de, "Yetmişlik Mücahit" olarak anılan, Dağıstanlı Mehmet Fazıl Paşa'dır. Ömrünü Kafkasya dağlarından Irak çöllerine kadar cephelerde geçiren bu müstesna asker, I. Dünya Savaşı'nda ilerlemiş yaşına rağmen at sırtından inmemiş, gençlere taş çıkartan bir cesaretle son nefesine kadar savaşmıştır. ​Dağıstan'dan Osmanlı Sarayı'na Uzanan Yol ​1853 yılında Dağıstan'ın Gunib bölgesinde dünyaya gelen Mehmet Fazıl Paşa, efsanevi Kafkas lideri Şeyh Şamil'in yakın çevresinde büyüdü. Rus işgaline karşı verilen mücadelenin tam ortasında doğmuştu. Genç yaşta Ruslara karşı savaştı, esir düştü ancak askeri kabiliyetleri Rusların da dikkatini çekti. Rusya'da bir askeri okulda eğitim gördü ve hatta Çar'ın muhafız birliğinde görev yaptı. ​Ancak onun kalbi her zaman vatanı ve hilafetin merkezi olan Osmanlı İmparatorluğu için atıyordu. Rus ordusundaki pa...

​"Bilge Kral" Aliya İzzetbegoviç: Bir Liderin ve Düşünürün Mirası

​Bugün, 19 Ekim, modern Bosna-Hersek'in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı, "Bilge Kral" olarak anılan Aliya İzzetbegoviç'in aramızdan ayrılışının yıldönümü. 2003 yılında Saraybosna'da hayata gözlerini yuman İzzetbegoviç, yalnızca 20. yüzyılın en çalkantılı dönemlerinden birinde halkına önderlik etmiş bir devlet adamı değil, aynı zamanda İslam dünyasında ve Batı'da fikirleriyle derin izler bırakmış bir düşünür ve yazardı. ​Onun mirası, siyasi eylemleriyle felsefi derinliğini birleştirebilen nadir liderlerden biri olmasından kaynaklanır. İzzetbegoviç'in hayatı, bir fikrin peşinden gitmenin ve bir halkın varoluş mücadelesini omuzlamanın bedelini ödemeye adanmış bir ömürdür. ​ Fikir Mücadelesinden Devlet Başkanlığına ​Aliya İzzetbegoviç'in mücadelesi, Bosna Savaşı'nın patlak vermesinden çok önce, Komünist Yugoslavya rejiminin baskıları altında başladı. Gençliğinde "Genç Müslümanlar" hareketinin bir parçası olarak İslami düşünce ve kimliğin kor...

Ekim 2011 Çukurca Saldırısı: Türkiye'yi Yasa Boğan Kanlı Pusu

Ekim 2011 Çukurca saldırısı, Türkiye'nin terörle mücadelesi tarihinde en kanlı ve en sarsıcı olaylardan biri olarak kayıtlara geçmiştir. 19 Ekim 2011 tarihinde, PKK terör örgütü mensupları tarafından Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde eş zamanlı ve koordineli bir şekilde düzenlenen saldırılar, Türkiye genelinde büyük bir yasa ve infiale neden olmuştur. ​ Saldırının Detayları ​Saldırı, 19 Ekim 2011'in ilk saatlerinde, gece 01:00 sularında başladı. PKK'lı terörist grupları, Çukurca ilçe merkezindeki Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı, polis ve jandarma lojmanları, askeri üs bölgeleri ve güvenlik noktaları da dahil olmak üzere toplam sekiz ayrı noktaya ağır silahlarla eş zamanlı olarak saldırdı. ​Karanlıktan ve coğrafi koşullardan faydalanan teröristler, roketatarlar, havan topları ve uzun namlulu silahlarla güvenlik güçlerine karşı yoğun bir ateş açtı. Çıkan çatışmalar sabaha kadar sürdü. Bu hain saldırı sonucunda, maalesef 24 Türk askeri şehit oldu ve 18 asker yaral...

II. Kosova Zaferi (1448): Sultan II. Murad'ın Balkanlar'daki Kesin Hâkimiyeti

​ Tarih: 17-20 Ekim 1448 Yer: Kosova Ovası (Günümüz Kosova) Taraflar: ​ Osmanlı İmparatorluğu: Sultan II. Murad komutasında ​ Haçlı Koalisyonu: Macar Komutan János Hunyadi (Hünyadi Yanoş) komutasında ​ Giriş: Balkanlar'da Yankılanan Savaş ​yüzyılın ortaları, Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki mücadelenin en kritik dönemlerinden birine sahne oluyordu. 1448 yılında Kosova Ovası'nda gerçekleşen II. Kosova Muharebesi, sadece iki ordunun karşı karşıya gelmesi değil, aynı zamanda Balkanlar'ın ve dolaylı olarak Doğu Roma'nın (Bizans) kaderini belirleyen bir dönüm noktası olmuştur. Sultan II. Murad'ın liderliğindeki Osmanlı ordusunun bu savaşta kazandığı mutlak zafer, imparatorluğun Avrupa kıtasındaki varlığını perçinlemiş ve İstanbul'un fethine giden yolu psikolojik ve stratejik olarak hazırlamıştır. ​ Zaferin Arka Planı: Varna'nın Rövanşı ​II. Kosova Muharebesi'nin kökleri, dört yıl önce, 1444'te yaşanan Varna Muharebesi'ne dayanm...

Kaosun Ortasında Bir Çocuk Kral: Yurtsuz John'un Ölümü ve III. Henry'nin Tahta Çıkışı

1216 yılı, İngiltere tarihi için bir dönüm noktasıydı. Krallık, hem dış tehditler hem de iç savaşla parçalanmanın eşiğindeydi. 18/19 Ekim 1216 gecesi, İngiltere tarihinin en tartışmalı hükümdarlarından biri olan Kral "Yurtsuz" John (King John Lackland), Newark Kalesi'nde dizanteriden öldü. Onun ölümü, bir istikrarsızlık dönemini sonlandırmaktan ziyade, yepyeni ve daha karmaşık bir veraset krizini ateşledi: Tahtın varisi, sadece dokuz yaşında bir çocuk olan oğlu Henry idi. Bu makale, Kral John'un felaketle sonuçlanan saltanatının sonunu ve III. Henry'nin krallığı kurtarmak için nasıl tahta geçirildiğini incelemektedir. ​Yurtsuz John'un Felaket Mirası ​Kral John'un saltanatı (1199-1216), başarısızlıklarla dolu bir dönem olarak tarihe geçmiştir. "Yurtsuz" (Lackland) lakabını, babası II. Henry'nin toprak paylaşımında kendisine pay ayırmamasıyla alsa da, asıl "topraksızlığı" kendi hükümdarlığı sırasında gerçekleşti. Fransa Kralı II. Ph...

Kartaca'nın Düşüşü (439): Batı Roma İmparatorluğu'nun Sonunun Başlangıcı

​yüzyıl, Batı Roma İmparatorluğu için çalkantı, toprak kaybı ve sonu gelmeyen bir varoluş mücadelesi dönemiydi. İmparatorluğun temellerini sarsan sayısız "barbar" istilası arasında, belki de en stratejik ve yıkıcı olanı, 19 Ekim 439'da Kartaca'nın Vandallar tarafından ele geçirilmesiydi. Bu olay, sadece büyük bir şehrin el değiştirmesi değil, aynı zamanda Roma'nın ekonomik can damarının kesilmesi ve Akdeniz'deki askeri üstünlüğünün sona ermesi anlamına geliyordu. ​Arka Plan: Vandalların Afrika'ya Yolculuğu ​Vandallar, diğer birçok Cermen kabilesi gibi, 4. yüzyılın sonlarında Hunların batıya doğru ilerleyişinin tetiklediği Kavimler Göçü ile hareketlenmişti. 406'da Ren Nehri'ni geçerek Galya'yı (günümüz Fransa'sı) yağmaladılar ve ardından İspanya'ya (Hispania) yerleştiler. ​Bu dağınık ve savaşçı halkı bir krallığa dönüştürecek olan lider, 428'de tahta çıkan Gaiseric (veya Geiseric) oldu. Gaiseric, askeri bir deha olmasının yanı s...

Zama Muharebesi: Bir İmparatorluğun Kaderini Belirleyen Çarpışma

Antik dünya tarihinin en dönüm noktalarından biri olan Zama Muharebesi (MÖ 19 Ekim 202), İkinci Pön Savaşı'nın son ve belirleyici çatışmasıdır. Bu muharebe, sadece 17 yıl süren kanlı bir savaşı sona erdirmekle kalmamış, aynı zamanda Akdeniz'in gelecekteki efendisini de tayin etmiştir. Savaş, dönemin en büyük iki askeri dehasını, Kartacalı Hannibal Barca ile Romalı Publius Cornelius Scipio'yu, Afrika topraklarında karşı karşıya getirmiştir. ​ Muharebeye Giden Yol: İki Dehanın Randevusu ​İkinci Pön Savaşı (MÖ 218-201), Hannibal'ın Alpleri fillerle aşarak savaşı İtalya topraklarına taşımasıyla başlamıştı. Hannibal, Trebia, Trasimene Gölü ve özellikle Cannae (MÖ 216) gibi muharebelerde Roma ordularını defalarca hezimete uğratarak Roma'yı yok olmanın eşiğine getirmişti. Ancak, Roma'nın sarsılmaz azmi ve "Fabian Stratejisi" (doğrudan savaştan kaçınarak yıpratma) sayesinde Hannibal, İtalya'da lojistik destekten yoksun kaldı ve kesin bir zafer kazanamadı...