Çanakkale'den Nablus'a Bir Kahramanlık Destanı: 57. Alay'ın Filistin Cephesi'ndeki Mücadelesi
Giriş
Türk askeri tarihinde adı "kahramanlık" ve "fedakarlık" ile özdeşleşen 57. Piyade Alayı, şüphesiz en çok Çanakkale Cephesi'ndeki destansı mücadelesiyle bilinir. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" komutuyla 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu'nda düşmanı karşılayan ve tamamına yakını şehit düşen bu alay, bir ulusun kaderini değiştiren direnişin sembolü olmuştur. Ancak 57. Alay'ın şanlı tarihi Çanakkale'de son bulmamıştır. Yeniden teşkil edildikten sonra, I. Dünya Savaşı'nın bir başka zorlu cephesi olan Filistin'de de vatan savunmasına devam etmiş ve kahramanlık mirasını bu topraklara da taşımıştır.
Çanakkale'den Galiçya'ya, Galiçya'dan Filistin'e
Çanakkale'de neredeyse tamamen yok olan 57. Alay, gösterdiği olağanüstü kahramanlık sebebiyle Padişah V. Mehmed Reşat tarafından altın ve gümüş imtiyaz ve harp madalyaları ile onurlandırılmıştır. Alay, 1916 yılında hayatta kalan az sayıda gazisi ve yeni katılan askerlerle yeniden düzenlenmiştir.
Yeniden yapılandırılan alay, 19. Tümen bünyesinde önce müttefiklere yardım amacıyla Avrupa'daki Galiçya Cephesi'ne gönderilmiştir. Burada Rus ve Rumen kuvvetlerine karşı çetin muharebelere katılan alay, zorlu kış şartlarına ve düşman baskısına rağmen görevini başarıyla yerine getirmiştir. Galiçya'daki görevinin ardından, Osmanlı İmparatorluğu'nun güney sınırlarını tehdit eden İngiliz ilerleyişini durdurmak üzere Filistin Cephesi'ne sevk edilmiştir.
Filistin Cephesi'nde "Susuz Aslanlar"
- Alay, 1917 yılı sonlarında Filistin Cephesi'ne ulaştığında, durum Osmanlı ordusu için kritikti. General Allenby komutasındaki Mısır Seferi Kuvveti (Egyptian Expeditionary Force), teknolojik ve lojistik açıdan üstün bir güçle Gazze hattını yarmış ve Kudüs'ü hedeflemişti. 57. Alay, Yıldırım Ordular Grubu'na bağlı 19. Tümen'in bir parçası olarak bu zorlu cephede yerini aldı.
Bu cephe, Çanakkale'den çok farklıydı. Siper savaşından ziyade, geniş ve kurak arazide bir hareket savaşı hakimdi. Askerler, düşman ateşinin yanı sıra kavurucu sıcak, kronik su kıtlığı ve yetersiz ikmalin getirdiği zorluklarla da mücadele etmek zorundaydı. Bu zorlu koşullarda dahi mücadele azmini yitirmeyen 57. Alay askerlerine, yazar İsmail Bilgin'in araştırmalarında "Susuz Aslanlar" denildiği rivayet edilir.
Alay, 1917 sonundaki Üçüncü Gazze Muharebesi ve ardından gelen Kudüs'ün savunulması sırasındaki geri çekilme harekatlarında önemli görevler üstlendi. Sürekli azalan mevcuduna rağmen, İngiliz ilerleyişini yavaşlatmak için kahramanca direndi.
Hazîn Son: Nablus (Megiddo) Meydan Muharebesi
Eylül 1918'e gelindiğinde, Filistin Cephesi'ndeki Osmanlı savunma hattı çökmek üzereydi. General Allenby, 19 Eylül 1918'de "Megiddo Muharebesi" (Türk kaynaklarında Nablus Meydan Muharebesi olarak da geçer) olarak bilinen nihai ve kapsamlı bir taarruz başlattı.
İngiliz hava kuvvetlerinin mutlak hakimiyeti, süvari birliklerinin hızlı manevraları ve ezici topçu ateşi karşısında Osmanlı cephesi yarıldı. 57. Alay'ın da içinde bulunduğu 19. Tümen, Nablus bölgesinde İngiliz kuvvetleri tarafından kuşatıldı. Diğer birçok birlik gibi 57. Alay da bu kuşatma çemberinden çıkamadı.
23 Eylül 1918'de, Çanakkale'de ölüme koşan alayın son mensupları, Nablus tepelerinde ya şehit düştü ya da cephanesi tükenmiş halde düşmana esir oldu. Çanakkale'de doğan bir askeri efsane, Filistin topraklarında son nefesini verdi.
Sonuç
- Alay'ın hikayesi, genellikle Çanakkale Zaferi ile anılsa da, vatan savunmasının sadece tek bir cepheden ibaret olmadığını gösteren trajik bir devamlılığa sahiptir. Galiçya'da ve son olarak Filistin'de, imkansızlıklar içinde ve kaybedilmekte olan bir savaşta dahi son ana kadar mücadele eden bu alay, "fedakarlık" ruhunun sadece zafer anlarında değil, en umutsuz anlarda bile yaşatılabileceğinin kanıtıdır. 57. Alay'ın Filistin'deki mücadelesi, Çanakkale'de yazdığı destanın onurlu ve hazîn bir son sözü olmuştur.
Yorumlar
Yorum Gönder