Kayıtlar

Ekim 20, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

​Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler İçin Üniversite Rehberi: Nerede Okunmalı, Nelerden Kaçınılmalı?

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (SBUI), Türkiye'de ve dünyada popülerliğini asla kaybetmeyen, dinamik ve kritik bir disiplindir. Diplomasi, akademi, kamu yönetimi, özel sektör veya sivil toplum kuruluşları (STK) olsun, bu bölümün mezunları geniş bir yelpazede kariyer hedefleyebilir. Ancak bu potansiyelin ne kadarının gerçeğe dönüşeceği, büyük ölçüde alınan eğitimin kalitesine bağlıdır. ​Peki, "En iyi" SBUI eğitimi hangi üniversitededir? Ve daha da önemlisi, hangi üniversitelerden veya programlardan "kaçınmak" gerekir? ​Bu makalede, "en iyi" veya "en kötü" şeklinde kesin listeler vermek yerine, bir üniversiteyi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında güçlü veya zayıf kılan nesnel kriterleri inceleyeceğiz. ​Bölüm 1: "İyi" Bir SBUI Bölümünü Tanımlayan Kriterler ​"En iyi" üniversite, öğrencinin kariyer hedefine göre değişir. Akademi mi istiyorsunuz, yoksa Dışişleri Bakanlığı mı? Bu sorular, seçiminizi et...

Üniversite Adaylarına Rehber: Tarih Bölümü Hangi Üniversitede Okunmalı?

Tarih, sadece geçmişi anlatan bir hikaye değil, aynı zamanda bugünü anlamanın ve geleceği şekillendirmenin anahtarıdır. Bu derin ve zengin disiplini üniversitede okumaya karar vermek, heyecan verici bir yolculuğun ilk adımıdır. Ancak, bu yolculuğun kalitesini belirleyecek en önemli faktörlerden biri, "Hangi üniversite?" sorusuna vereceğiniz cevaptır. ​Peki, bir tarih bölümünü "iyi" veya "kötü" yapan nedir? Bu makalede, "şu üniversite iyidir, bu üniversite kötüdür" şeklinde kesin bir liste vermek yerine, size doğru tercihi yapmanız için gereken kriterleri ve değerlendirme yöntemlerini sunacağız. ​Bölüm 1: "İyi" Bir Tarih Bölümünü Tanımlayan Kriterler ​Bir üniversitenin tarih bölümünü değerlendirirken, puan tablosunun ötesine geçmeli ve şu somut faktörleri incelemelisiniz: ​ 1. Akademik Kadro ve Uzmanlık Alanları Bu, en önemli kriterdir. Bir tarih bölümünün kalitesi, bünyesindeki hocaların kalitesiyle doğru orantılıdır. ​ Kimler De...

"Türk NATO'su" ve "İslam NATO'su" - Jeopolitik Bir Analiz

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, uluslararası ilişkiler sahnesi sürekli bir değişim ve yeniden yapılanma içindedir. Bu dinamik ortamda, mevcut ittifakların (NATO gibi) rolü sorgulanırken, yeni ve alternatif güvenlik yapılarının olasılığı da sıkça tartışılmaktadır. Bu tartışmaların merkezinde yer alan iki kavram, "Türk NATO'su" (Pan-Turkist bir askeri ittifak) ve "İslam NATO'su" (Pan-İslamik bir askeri ittifak) fikirleridir. ​Peki, bu iki konsept, teorik birer düşünce deneyi olmanın ötesine geçip, uluslararası politikanın somut bir gerçeği haline gelebilir mi? Bu soruyu cevaplamak için, her iki fikrin de dayandığı temelleri, potansiyel itici güçleri ve önlerindeki devasa engelleri analiz etmek gerekmektedir. ​1. "Türk NATO'su" Fikri: Türk Devletleri Teşkilatı'nın Askeri Boyutu ​"Türk NATO'su" kavramı, genellikle Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve gözlemci üye olarak Türkmenistan ile Macari...

Bir Vetonun Gölgesinde İttifaka Dönüş: Yunanistan'ın NATO Askeri Kanadına Geri Girişi

Soğuk Savaş'ın en gerilimli dönemlerinde, NATO'nun güneydoğu kanadı, iki müttefik ülke olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki derin bir anlaşmazlıkla sarsıldı. Yunanistan'ın 1974'te ittifakın askeri yapısından çekilmesi ve altı yıl sonra, 20 Ekim 1980'de geri dönmesi, Ege Denizi'ndeki jeopolitik dengeleri kalıcı olarak değiştiren ve Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir sayfa açan kritik bir dönüm noktasıdır. ​ Kıbrıs Krizi ve Ayrılık Kararı (1974) ​1974 yılı, Kıbrıs adası için bir dönüm noktası oldu. Ada'da Enosis (Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı) hedefiyle bir darbe düzenlenmesi ve Türk toplumuna yönelik tehditlerin artması üzerine Türkiye, Garanti Anlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı'nı başlattı. ​Bu askeri müdahaleye sert tepki gösteren Yunanistan, NATO'nun ve özellikle ABD'nin, müttefiki Türkiye'yi durdurmak için yeterli çabayı göstermediğini savundu. İttifakın "aciz" kal...

Demokrasi: Halkın İktidarı ve Modern Toplumun Temeli

Demokrasi, kökeni Antik Yunanca'ya dayanan ve "halk" anlamına gelen demos ile "iktidar" veya "yönetim" anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşiminden oluşan bir kavramdır. En temel tanımıyla demokrasi, "halkın, halk tarafından, halk için yönetimi" olarak ifade edilir. Bu yönetim biçiminde, egemenliğin kaynağı kayıtsız şartsız millettir ve siyasi kararlar doğrudan halk veya halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla alınır. ​Demokrasinin Tarihsel Gelişimi ​Demokrasinin ilk izleri, MÖ 5. yüzyılda Antik Yunan şehir devletlerinden Atina'da görülür. Atina demokrasisi, "doğrudan demokrasi" modeline dayanıyordu; burada (belirli kısıtlamalara tabi olsa da) vatandaşlar meclislerde toplanarak yasalar ve devlet politikaları hakkında doğrudan oy kullanabiliyordu. ​Ancak bugün anladığımız modern temsili demokrasi, yüzyıllar süren bir evrimin ürünüdür. Özellikle 17. ve 18. yüzyıllardaki Aydınlanma Çağı düşünürleri (John Locke, Montesquie...

Beşinci Nesil Savaş Alanı: 5G'nin Siyaset, Uluslararası İlişkiler, Tarih ve Ulus-Devlet Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi

​5G teknolojisi, ilk bakışta sadece daha hızlı internet, kesintisiz video akışı ve gelişmiş bağlantı anlamına gelse de, bu teknolojik sıçrama, toplumsal ve siyasi yapılarımızın temellerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip bir altyapı devrimidir. Tıpkı matbaa, buhar makinesi veya internetin kendi çağlarını tanımlaması gibi, 5G de gücün, egemenliğin, güvenliğin ve kimliğin doğasını dönüştürmektedir. Bu makale, 5G'nin Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Tarih ve "Devlet" ile "Millet" kavramları üzerindeki derin ve çok katmanlı etkilerini analiz etmektedir. ​1. Siyaset Bilimi ve Devlet: Gözetimden Yönetişime Yeni Güç Paradigması ​5G, siyaset biliminin temel ilgi alanı olan "güç" ve "devlet" kavramlarını doğrudan etkiler. ​ Devlet Kapasitesinin Artışı: 5G'nin sağladığı neredeyse anlık (sıfıra yakın gecikme süreli) ve devasa veri işleme kapasitesi, devletin gözetim (surveillance) yeteneklerini benzeri görülmemiş bir seviyeye t...

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkilerin Yeni Değişkeni: Komplo Teorilerinin Siyasallaşması

Siyaset Bilimi (SB), gücün doğasını, dağılımını, devlet yönetimini ve siyasal davranışları inceler. Uluslararası İlişkiler (Uİ), devletlerarası sistemi, diplomasiyi, çatışmayı ve küresel yönetişimi analiz eder. Her iki disiplin de geleneksel olarak rasyonel aktörlere, ampirik verilere, kurumsal yapılara ve kanıtlanabilir güç dinamiklerine odaklanır. Ancak 21. yüzyılda, bu rasyonel çerçeveleri zorlayan, istikrarsızlaştırıcı ve çoğu zaman "irrasyonel" olarak görülen bir olgu, her iki alanın da merkezine yerleşmiştir: Komplo Teorileri. ​Bir zamanlar toplumun "kenar"larında dolaşan marjinal inançlar olarak görülen komplo teorileri, artık hem iç siyasette hem de uluslararası arenada güçlü bir siyasi araca ve analizi zorunlu bir değişkene dönüşmüştür. Bu makale, komplo teorilerinin Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler disiplinleriyle nasıl kesiştiğini ve bu alanların temel varsayımlarını nasıl etkilediğini inceleyecektir. ​Siyaset Bilimi Merceğinden: Popülizm, Güven...

Amerika Kıtası: Yeni Dünya'nın Geniş Coğrafyası ve Zengin Tarihi

Amerika Kıtası, Batı Yarımküre'de yer alan ve genellikle Kuzey Amerika ile Güney Amerika olmak üzere iki ana kara parçasına ayrılan devasa bir kara kütlesidir. Aynı zamanda bu iki kıtayı birbirine bağlayan Orta Amerika ve Karayipler'i de içeren bu coğrafya, "Yeni Dünya" olarak da bilinir. Toplamda 42 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümüyle Dünya'nın kara alanının yaklaşık %28'ini kaplar ve bir milyardan fazla insana ev sahipliği yapar. ​Coğrafi Yapı: İki Dev Kıt'a ​ Kuzey Amerika: Kuzey Kutbu'ndan Panama Kıstağı'na kadar uzanan Kuzey Amerika, dünyanın üçüncü büyük kıtasıdır. Coğrafi olarak muazzam bir çeşitlilik sunar: ​ Batı Kıyıları: Genellikle sarp ve dağlıktır. Kayalık Dağlar (Rocky Mountains) ve Kıyı Sıradağları bu bölgenin belirleyici özellikleridir. ​ Orta Bölgeler: Geniş ovalar ve verimli tarım arazileri (Büyük Ovalar - Great Plains) ile Mississippi-Missouri gibi devasa nehir sistemlerini barındırır. ​ Doğu Kıyıları: Apalaş Dağla...

Asya Kıtası - Medeniyetin Beşiği, Geleceğin Motoru

Giriş: Bir Kıtadan Daha Fazlası ​Asya, sadece yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük kıtası değildir; aynı zamanda insan nüfusunun yarısından fazlasına ev sahipliği yapan, en eski medeniyetlerin doğduğu ve dünyanın en büyük dinlerinin filizlendiği bir coğrafyadır. Batı'da Süveyş Kanalı ve Ural Dağları'ndan Doğu'da Pasifik Okyanusu'na, Kuzey'de Arktik Okyanusu'ndan Güney'de Hint Okyanusu'na uzanan bu devasa kara parçası, "çeşitlilik" kelimesinin tam anlamıyla vücut bulmuş halidir. Bu makale, Asya'nın coğrafi harikalarından zengin tarihine, kültürel dokusundan modern dünyadaki dinamik rolüne kadar geniş bir bakış sunmaktadır. ​ 1. Coğrafi Çeşitlilik: Zirveler ve Çöller Arasında ​Asya'nın coğrafyası, aşırılıklar coğrafyasıdır. Bir yanda, "dünyanın çatısı" olarak bilinen ve Everest Tepesi'ni (8.848 m) barındıran Himalayalar gibi görkemli sıradağlar yer alır. Diğer yanda, dünyanın en alçak noktası olan Lut Gölü (Ölü Deniz) b...

Avrupa - Fikirlerin, Savaşların ve Birliğin Kıtası

Giriş: Bir Kıtadan Fazlası ​Avrupa, coğrafi olarak Asya'nın batıya uzanan büyük bir yarımadası olsa da, tarihsel ve kültürel olarak dünyayı şekillendiren fikirlerin, imparatorlukların ve çatışmaların beşiği olmuştur. Kuzey'in buzlu fiyortlarından Akdeniz'in ılık kıyılarına, Atlantik'in rüzgarlı sahillerinden Ural Dağları'nın eteklerine kadar Avrupa, bir "çeşitlilik içinde birlik" mozaiğidir. Bu kıta, Antik Yunan felsefesinden Roma hukukuna, Rönesans'ın sanat devriminden Aydınlanma'nın akılcılığına ve 20. yüzyılın yıkıcı dünya savaşlarından Avrupa Birliği gibi eşi benzeri görülmemiş bir barış projesine ev sahipliği yapmıştır. ​ 1. Coğrafya: Zıtlıkların Sahnesi ​Avrupa'nın coğrafyası, tarihini doğrudan etkilemiştir. Üç tarafı denizlerle çevrili olması (Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi), denizciliği, ticareti ve keşifleri teşvik etmiştir. ​ Bölgeler: Güneydoğu'da Akdeniz'in dağlık ve adalık yapısı (Yunanistan, İtalya), Batı A...

Geleceği Şekillendirmek: Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler İçin Teoriden Pratiğe Bir Rehber

Dünyanın hızla değiştiği, küresel güç dengelerinin yeniden yazıldığı ve krizlerin fırsatlarla iç içe geçtiği bir çağda, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (SB&Uİ) disiplini hiç bu kadar kritik bir öneme sahip olmamıştı. Bu bölümden bir öğrenci veya yeni mezun olarak, elinizde sadece bir diploma değil, aynı zamanda karmaşık dünyamızı analiz etmek için güçlü bir analitik araç seti tutuyorsunuz. ​Peki, bu araç setini nasıl kullanacaksınız? Akademik teorileri, gerçek dünyada somut bir kariyere ve etkiye nasıl dönüştüreceksiniz? Bu makale, SB&Uİ öğrencileri ve mezunları için bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. ​1. Diplomanın Değeri: "Ne Düşüneceğinizi Değil, Nasıl Düşüneceğinizi" Öğrenmek ​SB&Uİ eğitimi, size belirli bir "meslek" öğretmekten çok, size bir "dünya görüşü" ve bir "düşünme biçimi" kazandırır. Bu bölümün temel kazanımları şunlardır: ​ Eleştirel Düşünme: Haber başlıklarının, siyasi demeçlerin ve resmi raporların...

Değerli Tarihçiler: Diplomanız Bir Sondan Çok, Güçlü Bir Başlangıçtır

​ Giriş: "Peki, Şimdi Ne Olacaksın?" Sorusu ​Bir Tarih Bölümü öğrencisi veya yeni mezunuysanız, muhtemelen şu soruyla defalarca karşılaşmışsınızdır: "Tarih okuyorsun/bitirdin, peki ne olacaksın? Öğretmen mi?" Bu soru, genellikle dar bir bakış açısıyla sorulsa da, aslında her tarih öğrencisinin kariyer yolculuğunun bir noktasında derinlemesine düşünmesi gereken meşru bir sorudur. Geçmişin tozlu sayfaları arasında yıllarını geçiren bizler, geleceğimizi nasıl inşa edeceğiz? ​Bu makale, bir Tarih Bölümü diplomasının sadece geleneksel mesleklere açılan bir kapı olmadığını; aksine, günümüzün karmaşık dünyasında paha biçilmez olan evrensel bir beceri seti sunduğunu savunmak için yazılmıştır. ​ 1. "Ezberci" Değil, "Analist"siniz: Sahip Olduğunuz Gücün Farkında Olun ​Toplumdaki yaygın kanının aksine, tarihçiler "geçmişi ezberleyen" insanlar değildir. Tarihçi, "analiz eden", "sorgulayan" ve "bağlam kuran" kişidir...

Modern Japonya'nın Mimarı: Shigeru Yoshida ve Kalıcı Mirası

Giriş ​Shigeru Yoshida (1878-1967), İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımından çıkan Japonya'yı modern bir ekonomik deve dönüştüren vizyonun ve politikaların arkasındaki isimdir. Savaş sonrası Müttefik işgali döneminde ve sonrasında, toplamda beş kez başbakanlık yaparak ülkenin en kritik döneminde dümeni elinde tutmuştur. Onun adıyla anılan "Yoshida Doktrini", Japonya'nın ulusal stratejisinin temel taşı olmuş ve ülkenin uluslararası sisteme yeniden entegrasyonunu sağlamıştır. Yoshida, sadece bir politikacı değil, aynı zamanda enkazdan bir ulus inşa eden bir devlet adamı olarak tarihe geçmiştir. ​ Savaş Öncesi Kariyeri: Deneyimli Bir Diplomat ​1878'de Tokyo'da doğan Shigeru Yoshida, Tokyo İmparatorluk Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra 1906'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Uzun yıllar süren diplomatik kariyeri boyunca Çin, İsveç, Norveç, Danimarka, İtalya ve son olarak 1936-1939 yılları arasında en prestijli görevlerden biri olan ...

Türkiye-Suriye İlişkilerinde Bir Kırılma Noktası: 1998 Adana Mutabakatı ve Terörle Mücadeleye Etkisi

Giriş ​20 Ekim 1998 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasında imzalanan Adana Mutabakatı, iki ülke ilişkilerinde ve Türkiye'nin terörle mücadelesinde stratejik bir dönüm noktasıdır. Savaşın eşiğine gelen iki komşu ülkeyi diplomatik bir çözüme kavuşturan bu metin, Türkiye'nin kararlı askeri ve siyasi duruşunun (zorlayıcı diplomasinin) bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Mutabakat, Suriye'nin PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ve örgütün Suriye'deki varlığına verdiği desteği resmen sona erdirmeyi taahhüt etmesiyle sonuçlanmış ve bölgedeki güvenlik dengelerini kökten değiştirmiştir. ​ Krizin Kökenleri: "Vekalet Savaşı" ve Tırmanan Gerginlik ​1980'li ve 1990'lı yıllar boyunca Türkiye-Suriye ilişkileri, "soğuk savaş" benzeri bir gerginlik içinde geçmiştir. Bu gerginliğin temelinde yatan birkaç ana sorun bulunmaktaydı: ​ PKK Sorunu: Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad yönetimi, Türkiye'ye karşı bir "v...

Kurtuluş Savaşı'nda Diplomatik Bir Kilometre Taşı: 1921 Ankara Antlaşması ve Önemi

Giriş ​20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti ile Fransa Cumhuriyeti arasında imzalanan Ankara Antlaşması (resmi adıyla Ankara İtilafnamesi), Türk Kurtuluş Savaşı'nın seyrini değiştiren en önemli diplomatik zaferlerden biridir. Bu antlaşma, Sakarya Meydan Muharebesi'nin askeri başarısını siyasi bir kazanıma dönüştürmüş; TBMM Hükümeti'ni tanıyan ilk İtilaf Devleti'nin Fransa olmasını sağlayarak, İtilaf bloğunun parçalanmasında kritik bir rol oynamıştır. ​ Antlaşmanın Tarihi Arka Planı: Güney Cephesi ve Askeri Mücadele ​I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri, Anadolu'yu işgale başlamıştı. Fransa, bu işgal planı dahilinde Suriye ve Lübnan'a ek olarak, Çukurova bölgesini (Adana, Mersin, Tarsus) ve Güneydoğu Anadolu'nun bir kısmını (Maraş, Antep, Urfa) işgal etmişti. ​Ancak Fransızlar, işgal ettikleri topraklarda beklemedikleri bir direnişle karşılaştılar. Mustafa Kemal Paşa'nın lid...

Navarin Deniz Muharebesi: Bir İmparatorluğun Kaderini Değiştiren Savaş

Giriş ​Tarih, bazen birkaç saat içinde, yüzyılların dengesini değiştiren dönüm noktalarına sahne olur. 20 Ekim 1827'de Yunanistan'ın batı kıyısındaki Navarin Koyu'nda gerçekleşen deniz muharebesi, tam olarak böyle bir andır. Bu muharebe, sadece yelkenli gemilerin son büyük savaşı olmasıyla değil, aynı zamanda Yunan Bağımsızlık Savaşı'nın kaderini kesin olarak belirlemesi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun "Şark Meselesi" olarak bilinen uzun soluklu çöküş sürecini hızlandırması açısından da kritik bir öneme sahiptir. ​ Muharebeye Giden Arka Plan: Mora İsyanı ve Avrupa Müdahalesi ​1821'de başlayan Mora İsyanı (Yunan Bağımsızlık Savaşı), Osmanlı İmparatorluğu için ciddi bir iç güvenlik sorunu olarak ortaya çıktı. İsyanın başlarında Osmanlı güçleri zorlansa da, Sultan II. Mahmud'un Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım istemesiyle dengeler değişti. Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki modern eğitimli Mısır ordusu, Mora...