Gazze Şeridi'ndeki Ateşkes Kalıcı Olabilecek Mi?

Yaklaşık iki yıldır devam eden ve Gazze Şeridi'nde benzeri görülmemiş bir insani yıkıma yol açan savaşın ardından, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes, bölge halkı ve uluslararası toplum için kritik bir nefes alma anı oldu. ABD, Mısır ve Katar'ın yoğun arabuluculuk çabalarıyla varılan bu mutabakat, rehinelerin ve mahkumların serbest bırakılması, insani yardımın artırılması ve askeri operasyonların durdurulmasını içeren çok aşamalı bir planın ilk adımı olarak tasarlandı. Ancak, aradan geçen sadece 10 günün ardından, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha acı bir şekilde ortaya çıktı. "Kalıcı barış" umutları, sahadaki gerçekler ve çatışmanın çözülmemiş kök nedenleriyle gölgeleniyor.

Ateşkesin Kırılgan Zeminleri

​Mevcut ateşkes, öncelikle bir barış anlaşması değil, askeri faaliyetleri durdurmayı amaçlayan bir "çatışmasızlık" mutabakatıdır. Anlaşmanın ilk aşaması, Gazze'deki felaketi hafifletmeyi amaçlıyordu: Kalan canlı rehinelerin serbest bırakılması, İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkumların takası ve günde yüzlerce tır insani yardımın girişine izin verilmesi.

​Ancak bu ilk adımlar dahi tam olarak uygulanamadı. 19 Ekim'de, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlediği ve buna gerekçe olarak kendi birliklerine Hamas tarafından ateş açıldığını gösterdiği bildirildi. Bu ihlallere yanıt olarak İsrail, hayati önem taşıyan yardım girişlerini "ikinci bir emre kadar" durdurduğunu açıkladı. Gazze'deki yetkililer ise İsrail'in ateşkesi onlarca kez ihlal ettiğini iddia ediyor. Bugün (20 Ekim) itibarıyla, her iki taraf da diğerini suçlarken, İsrail ordusunun "ihmallerin ardından ateşkesin yeniden uygulanmasına" başladığını duyurması, durumun ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor.

Kalıcı Barışın Önündeki Engeller

​Ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesinin önünde, mevcut ihlallerden çok daha derin ve yapısal engeller bulunmaktadır.

  1. Çözülmemiş Kök Nedenler: Mevcut anlaşma, çatışmanın temelini oluşturan hiçbir siyasi soruna değinmemektedir. Filistin devletinin statüsü, yasadışı yerleşimler, Kudüs'ün durumu, mültecilerin geri dönüş hakkı ve sınırlar gibi temel meseleler tamamen masanın dışında bırakılmıştır. BM uzmanları ve analistler, bu temel sorunlar ele alınmadan varılan herhangi bir sükunetin, bir sonraki şiddet dalgasına kadar sürecek geçici bir duraklamadan ibaret kalacağı konusunda hemfikir.
  2. Siyasi İradesizlik ve İç Dinamikler: Her iki tarafta da kalıcı bir barış için gereken siyasi sermaye ve irade bulunmamaktadır.
    • İsrail Tarafında: Başbakan Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, Gazze'den tam çekilmeyi veya Hamas'ın "tamamen yok edilmesi" dışında bir sonucu reddeden aşırı sağcı partilerin desteğine bağımlıdır. İsrailli yetkililerin bu anlaşmayı "tam bir ateşkes" değil, "ateşin azaltılması" olarak nitelemesi ve ordunun Gazze içinde kalmaya devam edeceğini belirtmesi, uzun vadeli bir barış niyetinin olmadığını göstermektedir.
    • Hamas Tarafında: Hamas'ın askeri ve siyasi kanatları arasında, özellikle de İran gibi dış aktörlerin etkisiyle, farklı öncelikler bulunabilmektedir. Analistler, Hamas'ın iki yıllık savaşın ardından "varoluşsal bir endişe" içinde olduğunu ve bu nedenle kısa vadeli bir rahatlama için anlaşmayı kabul ettiğini, ancak uzun vadeli siyasi hedeflerinden vazgeçmediğini belirtiyor.
  3. Planın Belirsiz Geleceği: Ateşkes planının "kapsamlı bir sona" ulaşması için tasarlanan sonraki aşamaları son derece belirsizdir. Hamas'ın nasıl silahsızlandırılacağı, Gazze'yi kimin yöneteceği ("yeniden yapılandırılmış bir Filistin Yönetimi" gibi muğlak bir ifade kullanılmaktadır) ve BMGK onaylı bir "uluslararası istikrar gücünün" kimlerden oluşacağı gibi kritik sorular yanıtsızdır.

Kısa Vadeli İhtiyaç, Uzun Vadeli Şüphe

​Mevcut ateşkes, iki yıl süren savaşın ardından gelen korkunç insani tablo karşısında mutlak bir zorunluluktu. UNICEF'in raporladığı on binlerce ölü ve yaralı çocuk, yetim kalan 50 binden fazla çocuk ve kıtlığın ilan edildiği bölgeler, silahların susmasının ne kadar acil olduğunu kanıtlamıştır.

​Ancak bu insani ara, siyasi bir çözüme dönüşme potansiyelinden şu an için çok uzaktır. Taraflar arasındaki "sıfır güven" ortamı, dünkü ihlallerle birlikte yeniden teyit edilmiştir.

Sonuç

​Gazze Şeridi'ndeki mevcut ateşkesin kalıcı olması, bugünkü koşullar altında, ne yazık ki zayıf bir ihtimaldir. Sahada hızla yeniden başlayan düşük yoğunluklu çatışmalar, anlaşmanın daha en başında çöktüğüne işaret etmektedir. Ateşkes, en iyi ihtimalle, Gazze halkına geçici bir rahatlama sağlayan, ancak çatışmanın temel dinamiklerini değiştirmeyen stratejik bir duraklama olarak görülebilir. Kalıcı bir barış için sadece silahların susması değil, aynı zamanda uluslararası hukuka dayalı, adil ve kapsamlı bir siyasi sürecin başlaması gerekmektedir. Bu süreç olmadan, Gazze'deki sükunet, bir sonraki trajik şiddet döngüsüne kadar sürecek kırılgan bir ara olarak kalmaya mahkumdur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarih ve Siyaset İlişkisi

Doğu Akdeniz Bağlamında KKTC-GKRY İlişkileri: Çatışma Alanından Potansiyel İş Birliğine ​

Doğu Akdeniz Bağlamında Türkiye Yunanistan İlişkileri