Şam'daki Casus: Mossad'ın Efsanesi Eli Cohen'in İnanılmaz Hikayesi

  1. ​yüzyılın casusluk tarihinde çok az isim, İsrailli ajan Eli Cohen'inki kadar cesaret, fedakarlık ve etkiyle anılır. Sıradan bir hayat sürerken ülkesinin en değerli varlıklarından birine dönüşen Cohen, Suriye'nin en üst düzey siyasi ve askeri çevrelerine sızarak Orta Doğu'nun kaderini değiştiren kritik bilgileri topladı. "Şam'daki Casus" olarak bilinen Cohen'in hikayesi, kimlik, sadakat ve vatan sevgisinin gerilim dolu bir öyküsüdür.

​Erken Yaşamı ve Mossad'a Katılışı

​Eliyahu Ben-Shaul Cohen, 1924 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinde Suriye kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Gençliğinden itibaren Siyonist hareketlere ilgi duydu ve Mısır'daki Yahudilerin İsrail'e göç etmesine yardımcı olan gizli operasyonlarda yer aldı. 1956'daki Süveyş Krizi'nin ardından artan Yahudi karşıtlığı nedeniyle Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı ve 1957'de İsrail'e göç etti.

​İsrail'de başlangıçta ordu istihbaratında çevirmen olarak çalıştı ancak sivil hayata dönerek bir muhasebeci olarak mütevazı bir yaşam kurdu. Ancak Mossad (İsrail Gizli Servisi), onun Arapça'yı ana dili gibi konuşması, Arap kültürüne hakimiyeti ve soğukkanlı karakteri nedeniyle potansiyelini fark etmişti. Suriye'den gelen tehditlerin artması üzerine Mossad, Şam'a sızabilecek "mükemmel casusu" arıyordu ve bu kişi Eli Cohen'di. Yoğun bir direnişin ardından Cohen, ülkesine hizmet etme çağrısını kabul etti ve zorlu bir eğitim sürecine başladı.

​Yeni Bir Kimlik: Kamel Amin Thaabet

​Cohen'in görevi için ona kusursuz bir sahte kimlik yaratıldı: Kamel Amin Thaabet. Bu kimliğe göre o, Arjantin'de yaşayan ve iş hayatında büyük başarılar elde etmiş, vatanı Suriye'ye geri dönmeyi arzulayan zengin bir iş insanıydı.

​Cohen, 1961'de bu yeni kimlikle Buenos Aires'e gönderildi. Orada, Suriye diasporasının ve diplomatik çevrelerin içine girdi. Cömertliği, karizması ve ateşli Arap milliyetçisi söylemleriyle kısa sürede dikkat çekti. Burada düzenlediği lüks partiler sayesinde Suriye'nin önde gelen diplomatları, politikacıları ve askeri ataşeleriyle yakın dostluklar kurdu. Bu bağlantılar arasında, gelecekte Suriye Devlet Başkanı olacak olan Amin al-Hafız da vardı.

​Şam'daki Yıllar ve Paha Biçilmez Bilgiler

​1962'de Cohen, namı kendisinden önce ulaşmış bir şekilde Şam'a "geri döndü". Arjantin'de kurduğu güçlü bağlantılar sayesinde, Suriye'nin en seçkin çevrelerine anında kabul edildi. Şam'daki lüks dairesi, ülkenin en güçlü generallerinin, Baas Partisi yetkililerinin ve bakanların sık sık bir araya geldiği bir merkez haline geldi. Bu partilerde alkol ve sohbetin etkisiyle devletin en mahrem sırları, askeri planlar ve siyasi entrikalar Cohen'in kulaklarına fısıldanıyordu.

​Cohen, topladığı bilgileri evindeki gizli bir verici aracılığıyla düzenli olarak Mossad'a iletiyordu. Aktardığı istihbaratın değeri ölçülemezdi:

  • Golan Tepeleri'ndeki Savunma Hatları: Cohen, Suriye'nin İsrail için en büyük tehdit olan Golan Tepeleri'ndeki askeri tahkimatını gezme fırsatı buldu. Suriyeli komutanlara, askerlerini güneşten korumak için siperlerinin yanına okaliptüs ağaçları dikmelerini tavsiye etti. Bu "dostane" tavsiye, 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında İsrail Hava Kuvvetleri için Suriye mevzilerini gösteren mükemmel hedefler haline geldi.
  • Askeri Sırlar: Suriye ordusunun Sovyetler Birliği'nden aldığı silahların (MiG savaş uçakları, tanklar vb.) sayısı, türü ve konuşlandığı yerler hakkında detaylı bilgiler aktardı.
  • Siyasi İstikrarsızlık: Baas Partisi içindeki güç mücadelelerini ve planlanan askeri darbeleri önceden haber vererek İsrail'e stratejik bir avantaj sağladı.

​Cohen'in sağladığı bilgiler o kadar değerliydi ki, dönemin İsrail Başbakanı Levi Eşkol'un, "Cohen'in tek başına yüzlerce tank ve uçağın yapacağı işi başardığını" söylediği rivayet edilir.

​Yakalanışı ve Hazin Sonu

​Cohen'in artan faaliyetleri ve sıklaşan radyo yayınları, Suriye karşı istihbaratının dikkatini çekti. Sovyetler Birliği'nden temin edilen yeni ve gelişmiş dinleme cihazları, Şam'da yabancı bir vericinin varlığını tespit etti. Sinyalin kaynağını bulmak için şehirde sık sık radyo sessizliği uygulanmaya başlandı.

​Ocak 1965'te, böyle bir radyo sessizliği sırasında Cohen'in dairesinden gelen sinyal tespit edildi. Suriye güvenlik güçleri, Cohen'i radyo vericisiyle Mossad'a mesaj gönderirken suçüstü yakaladı.

​Aylarca süren ağır işkencelere maruz kalmasına rağmen Cohen, operasyonun detayları veya diğer ajanlar hakkında bilgi vermedi. Halka açık ve göstermelik bir mahkemede yargılanarak vatana ihanetten idama mahkum edildi. Uluslararası af çağrılarına ve Papa VI. Paul'un ricalarına rağmen Suriye hükümeti kararından dönmedi.

​Eli Cohen, 18 Mayıs 1965'te Şam'daki Marjeh Meydanı'nda halkın gözü önünde asılarak idam edildi. İnfazı Suriye televizyonunda canlı olarak yayınlandı.

​Mirası

​Eli Cohen, İsrail'de ulusal bir kahraman olarak kabul edilmektedir. Onun topladığı istihbaratın, İsrail'in 1967 Altı Gün Savaşı'ndaki ezici zaferinin temel taşlarından biri olduğu konusunda tarihçiler hemfikirdir. Özellikle Golan Tepeleri'nin sadece iki gün içinde ele geçirilmesinde Cohen'in rolü kritik olarak görülmektedir.

​Bugün bile İsrail hükümeti ve Cohen'in ailesi, onun naaşının Suriye'den getirilerek ülkesinde defnedilmesi için diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Eli Cohen'in hayatı, bir insanın ülkesi için ne kadar ileri gidebileceğinin ve casusluk dünyasının acımasız gerçeklerinin unutulmaz bir kanıtı olarak tarihteki yerini korumaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarih ve Siyaset İlişkisi

Doğu Akdeniz Bağlamında KKTC-GKRY İlişkileri: Çatışma Alanından Potansiyel İş Birliğine ​

Doğu Akdeniz Bağlamında Türkiye Yunanistan İlişkileri