Libya'nın Düğümü: General Hafter ve Ülkenin Belirsiz Geleceği
2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesiyle başlayan süreç, Libya için bir demokrasi ve istikrar baharı getirmek yerine, on yılı aşkın süredir devam eden bir kaos, bölünme ve dış müdahaleler dönemini başlattı. Bu karmaşık denklemin merkezinde ise ülkenin en tartışmalı ve güçlü figürlerinden biri olan General Halife Hafter yer alıyor. Hafter, bir kesim için Libya'yı İslamcı milislerden kurtaracak bir kurtarıcıyken, diğerleri için ise askeri bir diktatörlük kurmayı amaçlayan bir savaş ağasıdır. Onun yükselişi, Libya'daki iç savaşın dinamiklerini ve ülkenin geleceğine yönelik belirsizlikleri anlamak için kilit bir öneme sahiptir.
Halife Hafter'in Yükselişi ve Güç Tabanı
Kaddafi döneminde orduda üst düzey bir komutan olan Halife Hafter, 1980'lerde Çad ile yapılan savaşta esir düştükten sonra Kaddafi ile yolları ayrılmış ve uzun yıllar ABD'de sürgünde yaşamıştır. 2011'deki devrimle birlikte Libya'ya geri dönen Hafter, başlangıçta ülkenin siyasi sahnesinde etkin bir rol oynayamadı. Ancak 2014 yılında, Bingazi ve Derne gibi şehirlerde yükselen radikal İslamcı gruplara karşı "Haysiyet Operasyonu" (Operation Dignity) adını verdiği askeri bir harekat başlattı. Bu operasyon, Hafter'in kendisini terörle mücadelenin lideri olarak konumlandırmasını sağladı ve ona hem yerel hem de uluslararası alanda önemli bir destek kazandırdı.
Hafter, kendine bağlı olan ve "Libya Ulusal Ordusu" (LUO) olarak adlandırılan silahlı gücü, ülkenin doğusunda ve güneyinde geniş toprakları kontrol altına alarak etkin bir güç merkezi oluşturdu. Siyasi olarak ise Tobruk'ta bulunan Temsilciler Meclisi ile müttefiklik kurdu. Bu yapı, başkent Trablus'ta bulunan ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve daha sonra kurulan Ulusal Birlik Hükümeti'ne (UBH) karşı en büyük rakip haline geldi.
Uluslararası Arenada Bir Piyon: Dış Destekler ve Vekalet Savaşı
Libya'daki iç savaş, kısa sürede bölgesel ve küresel güçlerin bir vekalet savaşına dönüştü. General Hafter, bu denklemin en önemli aktörlerinden biri oldu.
- Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Bu iki ülke, Müslüman Kardeşler gibi siyasal İslamcı hareketleri kendileri için bir tehdit olarak görmektedir. Hafter'in İslamcı karşıtı söylemini destekleyerek ona askeri, mali ve lojistik destek sağladılar. Onlar için Hafter, Libya'da istikrarı sağlayacak ve kendi ideolojik rakiplerini tasfiye edecek güçlü bir lider figürüydü.
- Rusya: Akdeniz'de stratejik bir nüfuz alanı yaratmak isteyen Rusya, Wagner Grubu gibi özel askeri şirketler aracılığıyla Hafter'e sahada önemli bir askeri destek verdi. Moskova için Hafter, Libya'nın zengin petrol kaynakları ve stratejik konumu üzerinde söz sahibi olmanın bir aracıydı.
- Fransa: Başlangıçta terörle mücadele ve istikrar argümanlarıyla Hafter'e diplomatik destek veren Fransa'nın pozisyonu daha karmaşık oldu. Paris, Hafter'i Sahel bölgesindeki terör gruplarıyla mücadelede potansiyel bir ortak olarak gördü.
Buna karşılık Trablus'taki BM destekli hükümet ise başta Türkiye ve Katar olmak üzere farklı ülkelerden destek aldı. Özellikle Türkiye'nin 2019'da Trablus hükümetiyle imzaladığı askeri iş birliği anlaşması, Hafter'in başkenti ele geçirmek için başlattığı büyük saldırıyı durduran en kritik gelişme oldu.
2019 Trablus Saldırısı ve Sonrası
Nisan 2019'da General Hafter, tüm ülkeyi askeri güçle birleştirmek amacıyla Trablus'a yönelik geniş çaplı bir saldırı başlattı. Bu hamle, uluslararası barış çabalarını baltaladı ve çatışmaları şiddetlendirdi. 14 ay süren kanlı çatışmaların ardından, özellikle Türkiye'nin sağladığı askeri teknoloji ve danışmanlık desteğiyle Trablus hükümetine bağlı güçler, Hafter'in ordusunu başkent çevresinden püskürttü. Bu askeri başarısızlık, Hafter'in imajına büyük bir darbe vurdu ve onu ateşkes masasına oturmaya zorladı.
Mevcut Durum ve Geleceğe Yönelik Senaryolar
2020'de varılan ateşkesin ardından BM öncülüğünde siyasi bir süreç başlatıldı ve tüm tarafları temsil eden geçici bir Ulusal Birlik Hükümeti kuruldu. Amacı, Aralık 2021'de yapılması planlanan başkanlık ve parlamento seçimlerine ülkeyi götürmekti. Ancak seçim yasaları, adayların uygunluğu (Hafter'in kendisi de aday olmak istiyordu) ve yabancı savaşçıların varlığı gibi temel konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle seçimler süresiz olarak ertelendi.
Bugün Libya, fiili olarak hala ikiye bölünmüş durumdadır. Hafter ve Libya Ulusal Ordusu, ülkenin doğusundaki ve güneyindeki kontrolünü sürdürmektedir. Petrol hilali olarak bilinen zengin enerji kaynaklarının büyük bir kısmı hala onun denetimindedir. Siyasi çözüm çabaları devam etse de, temel sorunlar çözülmüş değil.
Sonuç olarak, General Halife Hafter, Libya'nın yakın tarihinde belirleyici bir rol oynamıştır. Kaddafi sonrası oluşan güç boşluğunu doldurarak ülkenin önemli bir bölümünde kontrolü sağlamış, ancak ülkeyi birleştirme hedefinde askeri olarak başarısız olmuştur. Onun varlığı, hem Libya'daki siyasi denklemin çözülmesini zorlaştıran bir düğüm hem de ülkedeki dış müdahalelerin odak noktasıdır. Libya'nın geleceği, Hafter gibi güçlü aktörlerin askeri çözümler yerine siyasi bir uzlaşıya ne ölçüde razı olacaklarına ve ülkedeki yabancı güçlerin çekilip çekilmeyeceğine bağlı olmaya devam edecektir. Aksi takdirde, Libya'nın istikrara kavuşması uzak bir hayal olarak kalacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder