Amasya Protokolü ve Millî Mücadele'deki Yeri
Giriş
Millî Mücadele tarihi, askerî zaferler kadar kritik siyasi ve diplomatik dönemeçlerle de doludur. Bu dönemeçlerin en önemlilerinden biri, 20-22 Ekim 1919 tarihlerinde Amasya'da gerçekleşen görüşmeler ve sonucunda imzalanan Amasya Protokolü'dür. Sivas Kongresi'nin ardından Anadolu'da filizlenen ulusal hareketin (Heyet-i Temsiliye) ile İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti'nin (Ali Rıza Paşa Hükümeti) ilk kez resmen masaya oturması, bu protokolü tarihsel açıdan benzersiz kılmaktadır. Amasya Protokolü, İstanbul Hükümeti'nin Anadolu'daki direnişi ve onun temsilcisi olan Heyet-i Temsiliye'yi resmen tanıdığı bir "siyasi zafer" belgesidir.
Görüşmelerin Arka Planı ve Taraflar
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919), Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki ulusal direnişin tek bir çatı altında toplandığını ve "Heyet-i Temsiliye" adıyla yürütme gücünü üstlendiğini ilan etmişti. Bu gelişme, işgal güçleriyle işbirliği içinde olan Sadrazam Damat Ferit Paşa Hükümeti üzerindeki baskıyı artırdı. Damat Ferit'in, Sivas Kongresi'ni engelleme girişimlerinin başarısız olması ve Anadolu ile iletişimin tamamen kesilmesi, padişahı yeni bir adım atmaya zorladı.
Damat Ferit'in istifası üzerine, Millî Mücadele'ye daha ılımlı yaklaşan Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu. Yeni hükümet, Anadolu ile uzlaşma yolu arayarak İstanbul ve Anadolu arasındaki ikiliği sona erdirmek istiyordu. Bu amaçla, Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Salih Paşa'yı Heyet-i Temsiliye ile görüşmek üzere Amasya'ya gönderdi.
Amasya'daki görüşmelere şu isimler katılmıştır:
- İstanbul Hükümeti adına: Bahriye Nazırı Salih Paşa
- Heyet-i Temsiliye adına: Mustafa Kemal Paşa, Rauf (Orbay) Bey ve Bekir Sami (Kunduh) Bey
Protokolün İçeriği ve Temel Maddeleri
20 Ekim'de başlayan ve üç gün süren yoğun müzakereler sonucunda, üçü açık ve ikisi gizli olmak üzere toplam beş protokol metni üzerinde anlaşıldı. Bu protokollerin ana hatları, Sivas Kongresi kararlarına dayanıyordu.
Protokollerde yer alan başlıca kararlar şunlardır:
- Vatanın Bütünlüğü: Türk vatanının bütünlüğü ve bağımsızlığı esastır. Mondros Mütarekesi sınırları içinde hiçbir toprağın düşmana terk edilmemesi kararlaştırılmıştır.
- Manda ve Himayenin Reddi: Manda ve himaye kesin olarak kabul edilmeyecektir.
- Azınlık Hakları: Müslüman olmayan topluluklara (azınlıklara), ülkenin siyasi egemenliğini ve sosyal dengesini bozacak nitelikte ayrıcalıklar verilmeyecektir.
- ARMHC'nin Tanınması: İstanbul Hükümeti, millî direnişin çatı örgütü olan "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"ni (ARMHC) resmi ve hukuki bir kuruluş olarak tanıyacaktır.
- Mebusan Meclisi'nin Toplanması: Kapatılmış olan Osmanlı Parlamentosu'nun (Meclis-i Mebusan) derhal toplanması ve seçimlerin serbestçe yapılması zorunludur.
- Barış Görüşmeleri: İtilaf Devletleri ile yapılacak barış görüşmelerine gönderilecek delegeler, Heyet-i Temsiliye'nin de onayladığı isimler arasından seçilecektir.
Bu maddeler arasında en çok tartışılan konu, Meclis-i Mebusan'ın nerede toplanacağı idi. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgal altında olması nedeniyle meclisin can güvenliği ve özgür iradesinin olmayacağını belirterek, meclisin Anadolu'da (Sivas gibi) güvenli bir yerde toplanmasında ısrar etmiştir. Salih Paşa bu görüşü kişisel olarak kabul etse de, bunun İstanbul Hükümeti'nce ve Kanun-i Esasi (Anayasa) gereği kabul edilmeyeceğini belirtmiştir.
Sonuçları ve Millî Mücadele Açısından Önemi
Amasya Protokolü'nün en önemli ve somut sonucu, İstanbul Hükümeti'nin, Heyet-i Temsiliye'yi ve Millî Mücadele'yi resmen tanımasıdır. Bu, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları için muazzam bir siyasi ve diplomatik başarıdır. Bu protokolle birlikte:
- Meşruiyet Kazanıldı: O zamana kadar İstanbul tarafından "asi" olarak görülen Anadolu hareketi, artık masaya oturulan, pazarlık yapılan ve varlığı tanınan meşru bir güç haline gelmiştir.
- Siyasi Zafer: İstanbul Hükümeti, Anadolu'ya "tabi olmak" zorunda kalmış; Anadolu'nun iradesini yok sayamayacağını anlamıştır.
- Mebusan Meclisi'nin Açılması: Protokollerin İstanbul Hükümeti tarafından büyük ölçüde reddedilmesine rağmen, "Meclis-i Mebusan'ın toplanması" kararı uygulanmıştır. Ülke genelinde seçimler yapılmış ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de (Mustafa Kemal'in uyarılarına rağmen) İstanbul'da toplanmıştır.
- Misak-ı Millî'ye Giden Yol: Bu meclis, Millî Mücadele'nin hedeflerini özetleyen ve Erzurum/Sivas Kongresi kararlarına dayanan tarihi Misak-ı Millî'yi (Millî Yemin) kabul ve ilan etmiştir.
- İşgalin Doğrulanması: Misak-ı Millî'nin ilanı, İtilaf Devletleri'ni telaşlandırmış ve 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi dağıtmalarına yol açmıştır. Bu olay, Mustafa Kemal Paşa'nın "meclis İstanbul'da güvende olmaz" tezini haklı çıkarmış ve Ankara'da yeni bir meclisin (TBMM) açılmasını meşrulaştırmıştır.
Sonuç
Amasya Protokolü, maddelerinin çoğu İstanbul Hükümeti tarafından uygulanmamış olsa da, Millî Mücadele'ye hukuki ve siyasi bir meşruiyet kazandırması bakımından bir dönüm noktasıdır. Anadolu'daki fiili gücün, İstanbul'daki resmi otorite tarafından tanınmasını sağlamış ve ulusal iradenin kaçınılmaz zaferine giden yolda kritik bir diplomatik başarı olarak tarihe geçmiştir.
Kaynakça
- Atatürk, Mustafa Kemal. (2019). Nutuk. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.
- Halaçoğlu, Ahmet. (1990). "Amasya Protokolü ve Osmanlı Hükümetleri". Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt 6, Sayı 18.
- Özdemir, Hikmet. (2010). Amasya Belgelerini Yeniden Okumak. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
- Turan, Şerafettin. (1992). Türk Devrim Tarihi, 2. Kitap: Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti'ne. Ankara: Bilgi Yayınevi.
- "Amasya Mülâkatı". (2021). Atatürk Ansiklopedisi. Erişim Tarihi: 22 Ekim 2025, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/209/Amasya-Mulakati
Yorumlar
Yorum Gönder