Kayıtlar

İki Devlet Arasında Filistin Köprüsü: Türkiye-İsrail İlişkilerinin Çetrefilli Yolu

İki Devlet Arasında Filistin Köprüsü: Türkiye-İsrail İlişkilerinin Çetrefilli Yolu ​Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler, bölgenin en karmaşık ve en hareketli ikili ilişkilerinden biridir. 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olan Türkiye, uzun yıllar stratejik işbirliği ve güvenlik odaklı bir ortaklık sürdürmüştür. Ancak bu ilişkinin istikrarını ve seyrini en derinden etkileyen dinamik, şüphesiz Filistin Davası olmuştur. ​Filistin meselesi, Ankara-Kudüs hattında bir köprü olmaktan çok, her an yıkılabilecek bir engel teşkil etmektedir. Türkiye'nin Filistin halkının haklarına ve iki devletli çözüm vizyonuna yönelik güçlü, ilkeli ve tarihi desteği; İsrail'in askeri politikaları ve Kudüs'teki eylemleriyle çatıştığında, ilişkiler hızla gerilim hattına girmektedir. ​ Filistin: İlişkilerdeki Kırılma Noktası ​Türkiye-İsrail ilişkilerinin seyrine baktığımızda, Filistin meselesinin belirleyici bir faktör olduğunu görürüz. İlişkilerde yaşan...

Doğu Akdeniz Bağlamında Türkiye Yunanistan İlişkileri

Doğu Akdeniz bağlamında Türkiye-Yunanistan ilişkileri, uzun süredir devam eden ve zaman zaman gerginliklerin tırmandığı karmaşık bir konudur. Bu ilişkilerin temelini oluşturan ve gerginlik yaratan başlıca meseleler şunlardır: ​ 1. Deniz Yetki Alanları Anlaşmazlıkları: ​ Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB): İki ülke arasındaki en önemli sorunlardan biri, kıta sahanlığı ve MEB sınırlarının belirlenmesidir. Türkiye, adaların, özellikle de kendi ana karasına yakın olan Yunan adalarının (örneğin Meis/Kastellorizo) tam kıta sahanlığı ve MEB yetkisine sahip olmasını kabul etmemektedir. Türkiye, bu sınırların hakkaniyet ve özel coğrafi koşullar dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini savunur. ​ BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS): Yunanistan, 1982 tarihli UNCLOS'a tarafken, Türkiye taraf değildir. Yunanistan, UNCLOS hükümlerine dayanarak adalarının deniz yetki alanları oluşturma hakkına sahip olduğunu ileri sürer. Türkiye ise, bu sözleşmenin tüm ülkelere uygulanamayacağ...

Tarih ve Siyaset İlişkisi

Geçmişin Gölgesindeki İktidar: Tarih ve Siyaset İlişkisi ​Siyaset, bugünü yönetme ve yarını tasarlama sanatı; tarih ise dünün tanığı ve kaydı. Bu iki disiplin, ilk bakışta farklı zaman dilimlerine ait gibi görünse de, aslında birbirini besleyen ve birbirinden güç alan ayrılmaz bir bütündür. Bir devletin, bir toplumun siyasi kararlarını anlamak için, o toplumun geçmişine bakmak şarttır. ​Tarih, Siyasetin Laboratuvarıdır ​Tarih, siyasetin en büyük laboratuvarıdır. Geçmişteki başarılar ve hatalar, bugün atılacak adımlar için paha biçilmez dersler sunar. Bir siyasetçi, geçmişte uygulanan bir politikanın toplumsal veya ekonomik sonuçlarını inceleyerek, benzer bir kararın günümüz koşullarında nasıl bir etki yaratacağını öngörebilir. Örneğin, büyük imparatorlukların çöküş nedenlerini analiz etmek, günümüz devletleri için aşırı merkeziyetçilik veya dış müdahale konularında uyarıcı olabilir. ​Tarihi bilgi, sadece ders çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda siyasi meşruiyetin de temelini oluşturur....